İstanbul
Şimşek, Türkiye Bankalar Birliği’nin (TBB) 68. Genel Kurul Toplantısı'ndaki konuşmasında küresel ekonomi, Türkiye ekonomisi ve Orta Vadeli Program'a (OVP) ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
????OVP'nin bankacılık sektörü tarafından güçlü bir şekilde desteklendiğini bildiren ve bu destek için sektöre teşekkür eden Şimşek, şunları kaydetti:
"Bu süreçte ekonomik aktörlerin birçoğunda olduğu gibi, bankacılık sektörü de programın bir takım yan etkilerini hissediyor. Bu da normal çünkü hep birlikte daha iyisi için çabalarken, geçici bir takım yan etkileri tabii ki yönetmemiz, tolere etmemiz gerekiyor. Bankacılık sektörümüzün piyasa değerlemesi program öncesine göre bugün neredeyse ikiye katlanmış durumda. Karlılık gibi bir takım hususlarda henüz arzulanan noktada değil ama piyasanın değerlendirmesi çok olumlu. Eğer bugün bankacılık sektörünün piyasa değerinin defter değerine oranı 0,6'dan 1,1'in üzerine çıkmışsa, bu aslında piyasanın programı ve bankacılık sektörünün geleceği ile ilişkin değerlendirmesinin oldukça yapıcı olduğunu gösteriyor."
Konuşmasında OVP'nin etkileri ve içeriği hakkında da bilgi veren Şimşek, OVP'nin rayında gittiğini, programın özünün fiyat istikrarını sağlamak olduğunu belirterek, sürdürülebilir yüksek büyüme için fiyat istikrarını olmazsa olmaz şeklinde nitelendirdi.
Şimşek, son dönemde piyasalarda yaşanan dalgalanmaların dezenflasyon programına etkileri hakkında şu değerlendirmelerde bulundu:
"Ekonomi yönetimi olarak yıl sonu enflasyonun tahmin aralığı içerisinde gerçekleşeceğine samimi bir şekilde inanıyoruz ve bunun gerçekleşmesi için de ne gerekiyorsa yapıyoruz. Kısa vadede, beklentilerde sınırlı bir kötüleşme ile karşı karşıyayız, TL'de çok cüzi bir değer kaybı oldu ama kur geçişkenliğinin zayıfladığını da biliyoruz. Dün Merkez Bankası Başkanımız bunları vurguladı. Öte yandan, finansal koşullar daha sıkı ve petrol fiyatları önemli ölçüde düştü.
Bu iki faktör de enflasyonu sınırlıyor, aşağıya çekiyor. O nedenle biz bugün itibarıyla dezenflasyon programının rayında olduğunu, öngördüğümüz çerçevede devam ettiğini ve programın kararlı bir şekilde uygulanacağının altını tekrar çizmek istiyorum. Hem bankacılık sektörünün hem de reel sektörün hesabını ona göre yapmasında fayda görüyorum. Programımız özel sektör için rehber niteliğinde ama sonuçları itibarıyla dikkate alınmasının reel sektörün menfaatine olduğunu burada hatırlatmak istiyorum."
"Mal enflasyonunda aşağı yönlü trend devam edecek"
Bakan Şimşek, hizmet enflasyonunda da ciddi bir şekilde gerileme başladığını belirterek, temel mallarda ve mal enflasyonunda yüzde 20 ile yüzde 30 aralığına gelindiğini vurguladı.
"Bu aşağı yönlü trend güçlü bir şekilde devam edecek çünkü para politikası çok güçlü bir şekilde dezenflasyonist, maliye ve gelirler politikası da daha destekleyici noktada." diyen Şimşek, konuşmasına şöyle devam etti:
"Biz bu dönemde özellikle 2025'ten itibaren yönetilen ve yönlendirilen fiyatlarda dezenflasyon programını çok güçlü bir şekilde destekleyecek bir yaklaşım içerisine geldik. Arz yönlü politikalar devam ediyor. Konut arzı artıyor. Deprem bölgesi önemli bir bölge ve bu bölgede konut açığı önemli ölçüde giderilmiş olacak. Benzer şekilde gıdayı, yenilenebilir enerjiyi önceliklendirdik. Bu konuda da ben önümüzdeki dönemde dezenflasyonist bir dinamiğin ortaya çıkma ihtimalini yüksek görüyorum. Merkez Bankamızın paylaştığı dezenflasyon patikası çok net, yüzde 70 ihtimalla enflasyon bu sene yüzde 24 orta nokta olmak üzere bandın içinde, öngörülen tahmin aralığının içinde olacak. Gelecek sene enflasyonun yüzde 12, bir sonraki sene yüzde 8 olması öngörülüyor."
"Yurt içi petrol ve doğal gaz üretiminde önemli bir artış var"
Şimşek, sunumunda cari denge başlığına da dikkati çekti.
Cari dengenin, özellikle makrofinansal istikrar açısından çok kritik bir bileşen olduğunun altını çizen Şimşek, küresel büyümede gerçekleşen yavaşlamanın Türkiye'nin ihracatını zorladığını söyledi.
Şimşek, "Dünya ekonomisi belki yüzde 2,8 büyüyecek ama bizim ticaretimizin yoğun olmadığı Asya'yı bir kenara bırakırsak, aslında Türkiye'nin karşı karşıya olduğu küresel büyüme yüzde 2'nin oldukça altında. Böyle bir konjonktürde ihracat performansının devam ediyor olması çok değerli ama ihracatla zayıflama riski tabii ki her zaman için var." ifadelerini kullandı.
İç talepte yavaşlamanın, dolayısıyla ithalatta zayıflamanın olduğunu dile getiren Şimşek, düşük petrol fiyatlarının doğrudan doğruya dış ticaret açığını aşağıya çekeceğini söyledi.
Şimşek, "Yurt içi petrol ve doğal gaz üretiminde önemli bir artış var. Önümüzdeki yıllarda bu artış ivme kazanacak. Yeşil dönüşüm bizim yine enerji ithalatımızı sınırlıyor. Bütün bunlara baktığımız zaman cari açıktaki iyileşme, sürdürülebilir cari açık hususu artık programın başarılmış, önemli bir boyutudur. Buna da riskler yok mu? Tabii ki var. Asya ihracatının ticaret savaşları nedeniyle yön değiştirmesi bizim için önemli bir risk. Buna ilişkin de ticaret politikamızı dinamik bir şekilde yeniden kurgulayacağız." değerlendirmesinde bulundu.
"Harcama disiplininde kararlıyız, kimsenin tereddüdü olmasın"
Şimşek, geçen yıl cari açığın milli gelire oran olarak yüzde 0,8'e düştüğünü kaydederek, bu yıl biraz daha yüksek gerçekleşmesini öngördüklerini söyledi.
Bu nedenle aylık açıklanan rakamlar üzerinden "cari açık artıyor" denilmesinin doğru olmadığını vurgulayan Şimşek, "Öngörülmeyen bir şey söz konusu değil. Zaten programda öngörmüşüz. Ama muhtemelen cari açık bizim öngörümüzün oldukça altında kalacak." diye konuştu.
Petrol fiyatlarının beklentilerinin altında olduğunu ve paritenin de Türkiye lehine geliştiğini ifade eden Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Avro/dolar paritesinin 1'den 1,05'e çıkması net olarak cari işlemler dengesini 2 milyar dolar iyileştiriyor. Petrol fiyatlarının program öngörülerine göre bir yıl boyunca 10 dolar daha düşük seyretmesi dış ticaret açığımızı 4 milyar dolar aşağıya çekiyor. Bunlar önemli rakamlar ve bu çerçevede baktığınız zaman Türkiye'nin cari işlemler açığı program öngörülerimizin altında kalacak. Bu da bizim dış borcun milli gelir oranını aşağıya çekmeye devam edecek. Bu bizim büyük dış finansman ihtiyacımızı daha da aşağıya çekecek."
Bakan Şimşek, harcama disiplininde kimsenin tereddüdünün olmaması gerektiğini belirterek, "Çünkü o konuda kararlıyız. Yani bütçe harcamaları bütçe öngörüleri çerçevesinde olacak." dedi.
AB tanımlı kamu borç stokunun milli gelire oranının yaklaşık yüzde 25 olduğunu aktaran Şimşek, "Bu oran, gelişmekte olan ülkelerde ortalama yüzde 70'in üzerine çıkmış durumda. Gelişmiş ülkelerde yüzde 90'ın üzerinde. Dolayısıyla bizim toplam kamu borcunun milli geliri oranı düşük." ifadelerini kullandı.
Bu durumda hızlı bir şekilde bütçe açığını azaltmak istemelerinin nedeninin TCMB'nin elini güçlendirmek, mali tamponları reformlar için yeniden inşa etmek, mali alan oluşturmak ve kırılgan kesimleri program etkilerinden korumak olduğunu anlatan Şimşek, "Bunları yaparken ekonomide yavaşlama nedeniyle bütçe açığı bir miktar daha yüksek çıkarsa ve sonuçları itibarıyla dezenflasyonist olursa, o zaman çok büyük bir sorun olarak görmeyiz." açıklamasında bulundu.
Şimşek, programın harcama disiplinine ve tasarrufa etkisine işaret ederek, "Program öncesi 10 yıllık bir döneme bakıyoruz. Parlamentomuzun onayladığı bütçe 100 liraysa ortalama 109 lira harcanmış. Halbuki geçen sene 100 liralık bütçenin sadece 96,7 lirası harcanmış. Bu tesadüf olamaz. Bunun geçmiş 10 yıla oranla ima ettiği tasarruf miktarı milli gelirin yüzde 2,8'i, bu ufak bir rakam değil. Bütçe disiplini ve tasarruf tedbirleri konusunda samimiyiz." diye konuştu.
"İmalat sanayisi yatırımlarını desteklemeye devam edeceğiz"
Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, ekonomide ılımlı bir büyüme döneminde olduklarını belirterek, şu anda sürdürülebilir yüksek büyümenin temellerini inşa ettiklerini vurguladı.
İstihdam oranlarındaki artışa değinen Şimşek, sözlerine şöyle devam etti:
"Geçen sene oluşturulan istihdamın yüzde 66'sından fazlası hizmetler sektörü. Şimdi sadece imalat sanayisine bakıp, 'ekonomi kötüye gidiyor' söylemi doğru değildir. İmalat sanayisi bizim için çok değerlidir. İmalat sanayisinin gelişmesi için adım atmaya devam edeceğiz. Daha bugün yaptığımız bir açıklamayı dikkatinize getirmek istiyorum. İmalatçı KOBİ'lere özellikle işletme sermayesi olarak yeni bir kredi garanti paketi ortaya koyduk. İmalat sanayisi bizim için çok değerli. İmalat sanayisi yatırımlarını YTAK (yatırım taahhütlü avans kredisi) üzerinden destekliyoruz. HIT30 üzerinden destekliyoruz. Desteklemeye de devam edeceğiz."
Şimşek, imalat sanayisinin Türkiye ekonomisinin yaklaşık 5'te birine tekabül ettiğini kaydederek, "Yani Türkiye ekonomisinin yüzde 80'i güçlü bir şekilde büyümeye devam ediyor. Onun için imalat sanayindeki yavaşlama veya geçici sıkıntıları sanki ekonominin tamamındaymış gibi göstermeye çalışanlar var. Öyle bir şey söz konusu değil. Türkiye ekonomisi istihdam yaratıyor, büyümeye devam ediyor." diye konuştu.
"Enflasyonu indirerek finansmana erişimin önünü kalıcı şekilde açacağız"
Bakan Şimşek, programlarının öngördükleri çerçevede yürüdüğünün altını çizerek, "Bu konuda kararlıyız. Enflasyonu indirerek finansmana erişimin önünü kalıcı bir şekilde açacağız. Reel sektörün güçlü bir şekilde büyümesinin önünü açacağız." şeklinde konuştu.
Mart ayından bu yana iki tane büyük önemli şok yaşadıklarını dile getiren Şimşek, buna rağmen programın dayanıklı olduğunun ve kırılganlıkların azaldığını ortaya koyduğunu söyledi.
Şimşek, rezervlerdeki artıştan, KKM'nin bakiyesindeki azalıştan, ülke risk priminin düşüşünden, kurdaki oynaklığın azalmasından bahsederek, programın rayında olduğunu, iç ve dış şoklara karşı Türkiye'ye dayanıklılık anlamında önemli katkılar sağladığını vurguladı.
"Yapısal olarak Türkiye'ye baktığınızda kötümser olamazsınız"
Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, son aylarda yaşanan gelişmelerden bahsederek, "PKK terör örgütünün kendini feshetmesi, silahsızlanması, ki başarıldığında bu Türkiye için, bölgemiz için, Türkiye ekonomisi için çok önemli bir gelişme olacak. Henüz piyasalar bu konuya odaklanmış değil. Ama bu çok kritik bir gelişme, çok olumlu bir gelişme, ondan da bahsetmek istiyorum." şeklinde konuştu.
Ticarette artan korumacılıktan, yüksek küresel borçluluktan, yaşlanan dünya nüfusundan, yapay zeka alanındaki gelişmelerden, iklim değişikliğinden, artan jeopolitik gerilimlerden ve çatışmalardan bahseden Şimşek, ABD ile Çin arasındaki jeostratejik rekabete ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Şimşek, ABD yönetiminin açıkladığı gümrük tarifelerine işaret ederek, sözlerine şöyle devam etti:
"ABD'nin Türkiye'ye uyguladığı tarife en düşük tarife. Bunun sayesinde muhtemelen Türkiye Asya'dan, Avrupa'dan imalat sanayisi yatırımları çekecek ve bu imalat sanayisi yatırımları sayesinde Türkiye'nin küresel arz, yani küresel tedarik zincirindeki konumu güçlenecek. Onun için yapısal olarak Türkiye'ye baktığınız zaman kötümser olamazsınız. Neden? Çünkü mevcut sorunları aşacak güçlü bir program uygulaması var. Küresel gelişmeler Türkiye'nin lehine. Gerek bankacılık gerekse imalat sektörü olarak sadece kısa vadeli ve geçici sıkıntıları odaklanıp, uzun ve orta maddeli fırsatları görmemezlikten gelmemizin bize faydası yok. Tam aksine geleceğe iyimser ve olumlu şekilde bakmanın faydası var."
"Kadınların iş gücüne katılımını artıracağız"
Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, Türkiye'nin ihracat yaptığı ülkelere yönelik avantajlarından bahsederek, ülkenin küresel ticaretteki parçalanmalara ve korumacılığa karşı dayanıklılık seviyesinin serbest ticaret anlaşmaları nedeniyle çok daha yüksek olacağını söyledi.
AB, Orta Doğu, Körfez, Orta Asya, Afrika ve Kuzey Afrika ülkeleri ile Türkiye arasındaki ilişkilere değinen Şimşek, Türkiye'nin düşük küresel borçluluk oranına sahip olmasının altını çizdi.
Şimşek, nüfusun yaşlanmasının ve doğurganlığın azalmasının olumsuzluklarından bahsederek, yapacakları reformlarla kadınların iş gücüne katılımını artıracaklarını vurguladı.
Türkiye'nin yapay zekaya hazırlık endeksinde kendisine benzer ülkelere göre çok daha iyi durumda olduğunu kaydeden Şimşek, "Ama gelişmiş ülkelerin bir miktar gerisindeyiz. Dolayısıyla şu anda bizim hedefimiz yapacağımız reformlarla Türkiye'yi gelişmiş ülkelerle aynı seviyeye çıkartmak." diye konuştu.
Şimşek, küresel inovasyon liginde kendi kategorisinde oldukça iyi durumda bulunduğunu ifade ederek, endüstriyel robotların kullanımında çok hızlı ilerleme sağladığını ve yıllık endüstriyel robot kullanımının artışında ilk 5'e yükseldiğini anlattı.
Türkiye'nin yapay zeka devrimini ıskalamadığını dile getiren Şimşek, şu ifadeleri kullandı:
"Onun için biz ne yapacağız? Biliyorsunuz Türk Telekom'un süresi doldu, lisansının yenilenmesi lazım. Bunu yenilerken diyoruz ki, 'bizim için önemli olan öncelik gelir değil, önemli olan şey sizin oturup fiber optik altyapısına yatırım yapmanızdır. Bakın, tercihlerden bahsediyorum. Yakında açıkladığımızda göreceksiniz. Bu konuda da samimiyiz. Bu sene 5G+ yatırımları başlamış olacak. Büyük ölçekli veri merkezleri konusunda ciddi ilgi var. Yakında inşallah bu konuda önemli bir yabancı yatırımın açıklanması ihtimali yüksek."
"Savunma sanayisi ihracatında dünyada ilk 10'a gireceğiz"
Bakan Şimşek, iklim değişikliği ile mücadele, yenilenebilir enerji, sulama sistemleri ve yeşil dönüşüm gibi alanlardaki faaliyetlerden ve yatırımlardan bahsederek, savunma sanayisinde şu anda devam eden 1100 projenin bulunduğunu, bu projelerin değerinin 100 milyar dolar olduğunu, bu projelerden 200 tanesinin bu sene biteceğini söyledi.
Şimşek, "Dünya bu alana büyük ilgi gösteriyor. Türkiye bu konuda hazır. 20-25 yıl önce dünyanın en büyük ithalatçıları arasındayken, bugün dünyanın en büyük ihracatçıları arasında girmiş durumdayız. Bu sene muhtemelen dünya savunma sanayi ihracatında ilk 10'a girmiş olacağız." ifadelerini kullandı.
"Terör nedeniyle 50 yıllık kayıp yaklaşık 2 trilyon dolar civarında"
Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, terör örgütü PKK'nın fesih ve silah bırakma kararına ilişkin, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Önemli ekonomik kazanımlar söz konusu olacaktır. İçişleri Bakanlığımız bundan 2-3 yıl önce 3 akademisyene çalışma yaptırmış. Fırsat maliyeti dahil olmak üzere Türkiye'nin terör nedeniyle 50 yıllık kaybı yaklaşık 2 trilyon dolar civarındadır. Bu fırsat kaybının olmadığını, bu kaynakları bizim kalkınma, insanlık ve altyapı için harcadığımızı sadece hayal edin. Türkiye terörün bitmesiyle birlikte, terörsüz Türkiye'de daha kapsayıcı, daha demokratik, demokratik standardımızın daha üstte olduğu bir ülke olarak yoluna devam edecek. Bölgesel istikrara büyük katkımız olacak. Bölgesel entegrasyonu kolaylaştıracak. Çünkü komşularımızın bir kısmıyla sorunlarımızın temelinde, hatta bazı büyük ülkelerle sorunlarımızın temelinde bildiğiniz gibi terör yatıyor. Altyapısıyla birlikte, enerjisiyle birlikte Doğu ve Güneydoğu Türkiye'nin yeni büyüme motorları olacak."
Bankalara "reel sektörün finansmana erişiminde kolaylık" çağrısı
Bakan Şimşek, TCMB'nin dezenflasyondaki başarısının beraberinde yüksek büyümeyi getireceğinin altını çizerek, Türkiye'nin enflasyonu yendiğinde yüksek oranlı büyümeleri yakaladığını söyledi.
Sürdürülebilir yüksek büyümenin temelini oluşturduklarını dile getiren Şimşek, bankacılık sektörüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Şimşek, reel sektörün bankalardan taleplerine ilişkin açıklamalarda bulunarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Onları da sizinle paylaşayım, birlikte çözüm üretelim. Finansmana erişim konusu, finansmanın maliyeti konusu, kredi için teminat konusu ve yüksek ekspertiz değerleri konusu. 'Biz de kredi vermek istiyoruz fakat Merkez Bankasının kredi büyümesini sınırlamaları var.' diyebilirsiniz. Yapmayın arkadaşlar. Bakın şu listeyi görüyor musunuz? Esnaf kredileri, ihracat kredileri, yatırım kredileri, deprem bölgesi, savunma sanayisi, KOSGEB kredileri, kamusal amaçla kullandırılan krediler istisna, elektrik piyasası dağıtım lisansı kullanan firmalara kullandırılan krediler, sürdülebilirlik kapsamında kullanılan krediler istisna. Dolayısıyla alan büyük. Para politikası aktarım mekanizması çok güçlü olsaydık, bu tür sınırlamalara gitmezdi Merkez Bankası. Bu sınırlamalar bir süre kalacak ama alan geniş. Dolayısıyla bu konuda hakikaten finansmana erişim noktasında biz daha fazla çaba göstereceğiz. Nitekim bugün açıkladığımız kredi garanti paketi de bu yönde atılmış önemli bir adım."
Şimşek, ihracatçılara yönelik destekleri artırdıklarını ve teminat sorunu çözdüklerini kaydederek, Hazine kefaletiyle kullandırılan kredi tutarını yükselttiklerini anlattı.
Kısa süre önce devreye aldıkları ihracat ve yatırım desteklerine ilişkin bilgiler veren Şimşek, şu ifadeleri kullandı:
"Yatırımları destekliyoruz ama bizim istediğimiz alanlara. 284 tane ürün var. Bu ürünlere yatırım yapabiliriz. Piyasa faizinin neredeyse üçte biri faiziyle kredi verebiliriz. 'Bu ortamda yatırımlar zor yapılır.' diyenler olabilir. Aslında nitelikli yatırımları destekliyoruz. Bakın nitelikli yatırımlar. Bizim destek vermemiz gereken alanlar iki yüz seksen dört tane ürün olarak çıkıyor karşımıza. Bunlar orta yüksek ve yüksek teknoloji ürünler ve bunlar dış ticaret açığımızı kapatacak olan ürünler."
"İhracata desteğimiz çok güçlü bir şekilde devam edecek"
Bakan Şimşek, Türkiye'nin ticaret ortaklarındaki çok zayıf büyümeye rağmen ihracatın programın başlamasından bu yana yüzde 4,3 arttığını belirterek, "İhracata desteğimiz çok güçlü bir şekilde devam edecek çünkü bu bizim için kritik bir trend. Yine ithalatta baktığımız zaman, altın ve enerji hariç yıllıklandırılmış ithalatta önemli bir artış yok çünkü Türkiye bu dönemde büyümeye devam etti." açıklamasında bulundu.
Bazı sektörlerde sıkıntı olduğunu bildiklerinden bahseden Şimşek, "Nitekim yılın başında bazı sektörlere ücret desteği getirdik. Dolayısıyla biz sorunların farkındayız ve gerekli tedbirleri zamanında alıyoruz. Ne reel sektörümüzü, ne finans sektörümüzü, ne de dünyadaki gelişmeleri ihmal etme lüksümüz yoktur. Bu çerçevede bu programı kararlı bir şekilde uygulamaya devam edeceğiz." diye konuştu.
Kaynak: AA
dikGAZETE.com