<h3>HARP SİLAH VE ARAÇLARI BİZİM Mİ?</h3> <h3>F-16 ANA MUHAREBE UÇAKLARIMIZ MİLLÎLEŞTİ Mİ?</h3> <h3>TOPLUM STRATEJİK KONULARDA TAKİPÇİ VE DENETLEYİCİ OLMALIDIR. </h3> <div><strong>İmâm-ı Azam </strong>diyor ki:</div> <div><strong>“Kılıç Türklerin elinde olduğu sürece senin dinine zevâl yoktur.”</strong></div> <div><strong>Koç Köroğlu’nun</strong> tâbiri ile “<strong>Delikli demir (Tüfek) icâd oldu mertlik bozuldu</strong>.”</div> <div><strong>Tüfek</strong> çıktığından bu yana geriledik maalesef…</div> <div>Bugün…</div> <div><strong>PKK Terör Örgütü</strong> ile hepimiz kiminle savaştığımızı biliyoruz. <strong>İngiltere</strong> ve <strong>ABD’nin</strong> başını çektiği <strong>Fransa, Almanya</strong> ve <strong>Rusya’nın</strong> da destek verdiği <strong>1. Dünya Savaşı</strong>’ndaki düşmanlarımız…</div> <div>Peki, <strong>Suriye, Libya, Karabağ, Irak</strong> derken aslında <strong>Mehmetçik</strong> kaç cephede?</div> <div>Görüyor musunuz?</div> <div>Bunların her biri ayrıca <strong>1. Dünya Savaşı’ndaki cepheler</strong> değil mi?</div> <div><strong>Suriye-Filistin Cephesi</strong></div> <div><strong>Trablus (Libya) Cephesi</strong></div> <div><strong>Irak Cephesi</strong></div> <div><strong>Kafkasya (Azerbaycan) Cephesi</strong></div> <div><strong>Balkanları</strong> biliyorsunuz, <strong>Türkiye</strong> güçlü ve kararlı durmasa orayı da kana boğacaklar…</div> <div><strong>Yemen</strong> ve <strong>Kanal Cephelerimizde</strong> de savaş var…</div> <div>Tüm bu bölgelerde bir şekilde Mehmetçik var. Bir kısmında sıcak çatışmanın orta yerinde…</div> <div><strong>Bulunduğumuz umùmì şeràit içinde kullandığımız silahların ne kadar bizim olduğu sorusu öne çıkıyor. En büyük eksik Millî Muhàrip Uçak… Hâlen F-16 Ana Muharebe Uçağımız… Pekî, ne kadar bizim?</strong></div> <div><strong>BM’de</strong> de görev yapmış değerli bir kardeşim şöyle bir <strong>not</strong> yazmış:</div> <div><strong>“Bir silah sisteminin</strong> veya platformunun sahibi kimdir? Bir tankın, bir uçağın, güdümlü bir füzenin sahibi kimdir?</div> <div>O silahı envanterinde tutan, birliklerinde kullanan mı yoksa onu tasarlayıp, imal eden mi? Tabi ki ikincisi sahibidir. Parayı vererek o silah sistemini satın almış olmanız sizi o silah sisteminin sahibi yapmaz. O silah sisteminin sizin olmadığını ne zaman anlarsınız peki?</div> <div><strong>Ülke sınırlarının dışında, o silah sistemini yapan ülkenin izni dışında harekât icra ettiğinizde anlarsınız bunu.</strong></div> <div>Belirli bir enlem ve boylam çizgisinin dışına çıktığınızda, sizin sandığınız tankın yağ pompası yüksek basınçtan dolayı tankı hareket ettiremezsiniz, güdümlü füze asla nişan noktasına gitmez, uçağınızın aviyonikleri size ve uçağa hatalı bilgi ve komutlar verir. Yani anlarsınız ki sizi belirli bir toprak parçasına hapsetmişler.</div> <div>Eğer bir gün ülke işgale uğrarsa, yine bu silah sistemlerini yapıp size satanlar sizin sandığınız o silahları kendi ülkenizin savunmasında dahi kullanmanıza izin vermeyebilirler. Bu nedenlerle savunma sanayinde Millîlik önemlidir. Yerlilik sonra gelir.</div> <div>Bir sanayi Millî ise, yani Türk Evlâdına aitse, isterse Antarktika yapsın bunu, o sistem Millîdir. Ama içimizde yerli olmaları sebebiyle Millî sandığımız ama asla millî olmayanlar da vardır. Öbür yandan, yabancı sermaye olarak ülkemize gelmiş, yerli bir şirket olmuş, bu millete istihdam sağlayan, gelişmesine öyle ya da böyle katkı sağlayan, vergi veren, normal ticari ve sanayi faaliyetlerini yürütenleri de <strong>tenzih ederiz.”</strong></div> <div><strong>Yukarıdaki satırlardan çıkardığım sonuçlar o kadar açık ki…</strong></div> <div><strong>1.</strong> <strong>Yabancılardan aldığımız silah, araç ve malzemenin yazılımları ve kontrol sistemleri Millî mi?</strong></div> <div>Hemen aklıma <strong>F-16’lar</strong> geliyor. <strong>Millîleştirme</strong> işlemleri doğru ve miâdında yürüyor mu? İlgili kurum, şirket ve şahısların takibi nasıl yapılıyor mu ve proje hangi aşamada?</div> <div><strong>2.</strong> <strong>Millîlik ile ilgili çalışanlar da ne kadar millî?</strong> Málum geçmişte <strong>TÜBİTAK,</strong> Savunma Sanayii’mizin <strong>ROKETSAN, ASELSAN, HAVELSAN, TUSAŞ, TAİ</strong> gibi kurumlarında çalışan <strong>FETÖ Mensupları</strong> cinayet dahi işlediler, <strong>Yunanistan’a</strong> kaçarken <strong>Muhabere Sistem</strong> ve kodlarımızı götürdüler.</div> <div>Şu anda da geçmişte <strong>TÜBİTAK’ta</strong> çalışan bir <strong>FETÖ</strong> mensubu <strong>ABD</strong> adına <strong>İsrail'in</strong> demir kafesini geliştirmeye gitti.</div> <div><strong>3.</strong> <strong>Modernizasyon faaliyetleri Yerli Üretim kadar hassas ve önemli.</strong> Yurtdışında yapılacak modernizasyon faaliyetlerinden kesinlikle vazgeçilmelidir.</div> <div><strong>4.</strong> <strong>Harp ve Savunma Sanayii </strong>üretici ve ürün türü açısından ne kadar çeşitlendirilirse bu hem kaliteyi, hem rekâbeti hem de uluslararası baskılara karşı alternatifli hareket kolaylığı sağlar. Son dönemde savunma sanayii alanındaki görevlendirmelerde <strong>TEKELLEŞME RİSKİ</strong> görüyoruz. <strong>Cumhurbaşkanımız ilgili kurullardaki karar vericileri farklı kaynaklardan, güvenilir ve ehil insanlardan oluşturmalıdır.</strong> Adamcılık dedikodularına asla fırsat verilmemelidir.</div> <div><strong>Savunma Sanayii</strong>’nde çalışan özel şirket personeli kamudaki sorumluların yerine görüşmelere girmemeli, beyanat ve görüntü vermemelidir. Bu gibi durumların bizzat <strong>Millî Devleti</strong> ve <strong>Cumhurbaşkanımızı</strong> zor durumda bırakacağı ilgililerce de bilinmelidir.</div> <div><strong>5. Her türlü Kontrol Sistemleri</strong> ve Savunma sanayimiz açısından <strong>MİLLÎ CHİP ÜRETİMİ</strong>’ne ivedilikle başlanmalıdır. Bu konu günümüzde en önemli husustur. <strong>Çin’in</strong> ürettiği <strong>Huawei</strong> marka cihazların <strong>ABD’ne</strong> neden sokulmadığı herkesçe malumdur.</div> <div><strong>6.</strong> <strong>Geliştirilen silah sistemlerinin koordinasyonu için Savunma Sanayii Başkanlığı dışında stratejik/taktik kullanımlarına dönük Muharipler ve teknik personelden oluşan Danışma ve Koordinasyon Merkezi oluşturulmalıdır.</strong> Bu grup bildiği her konunun gerek millî, gerek ticari sır olduğunu bilmelidir. Böyle olursa gereksiz tekrar ve plansız üretimden de iç piyasada kurtulunmuş olur.</div> <div></div> <div>Ülkemizde <strong>Millî Birliğin</strong> ölçütlerinden en önemlisi <strong>Seçim</strong> Sonuçlarıdır.</div> <div>Bugün <strong>Cumhurbaşkanımızı yüzde 53</strong> yerine <strong>yüzde 60’larda</strong> seçebilseydik gerek ülke içinde, gerek ülke dışında elini daha da güçlendirmiş olmaz mıydık?</div> <div><strong>Yapılacak her güzel şey özellikle Millî Harp ve Savunma Sanayii’nde Güçlü ve Büyük Türkiye Hedefi’ne bizi yaklaştıracaktır. Bu duygularla önerilerimi arz ederim.</strong></div> <div><strong>.</strong></div> <div><strong>Emekli Yarbay Halil MERT, dikGAZETE.com</strong></div> <div>-Strateji ve Yönetim Uzmanı-</div> <div>Yazıyı, açıklamaları ile buradan izleyebilirsiniz:</div> <div>https://www.youtube.com/watch?v=0r5vDCMPFNA&t=264s</div> <div></div> <div></div>