Rus Tümgeneral Fanil Sarvarov Moskova'da öldürüldü; Libya Genelkurmay Başkanı'nın bindiği uçak Ankara yakınlarında düşürüldü!

Rus Tümgeneral Fanil Sarvarov Moskova'da öldürüldü; Libya Genelkurmay Başkanı'nın bindiği uçak Ankara yakınlarında düşürüldü!

Rus Tümgeneral Fanil Sarvarov Moskova'da öldürüldü; Libya Genelkurmay Başkanı'nın bindiği uçak Ankara yakınlarında düşürüldü! Rus Tümgeneral Fanil Sarvarov Moskova'da öldürüldü; Libya Genelkurmay Başkanı'nın bindiği uçak Ankara yakınlarında düşürüldü!

Rus Tümgeneral Fanil Sarvarov Moskova'da öldürüldü; Libya Genelkurmay Başkanı'nın bindiği uçak Ankara yakınlarında düşürüldü!

Türkiye’yi Rusya-Ukrayna savaşı bataklığına çekmeye çalışan çevrelerin provokatif girişimleri hız kesmeden devam ediyor. Öyle ki, son bir ay içerisinde Karadeniz’de Rus tankerlerine ve Türk gemilerine yönelik peş peşe saldırılar gerçekleştirildi.

​Süreç, Kasım ayı sonunda Rusya’nıngölge filosu”na ait olduğu değerlendirilen VIRAT ve KAIROS adlı petrol tankerlerine düzenlenen saldırılarla başladı. Bu olayda tanker personelini kurtarma operasyonlarında Türk ekipleri, kritik bir rol üstlendi.

Bu olayın hemen ardından, Aralık ayı başında Rusya’dan Gürcistan’a ayçiçeği yağı taşıyan MIDVOLGA-2 adlı tanker, Türk kıyılarının yaklaşık 130 kilometre açığında saldırıya uğradı.

​Gerilim, 12 Aralık’ta Türk denizcilik sektörünü doğrudan hedef alan bir başka olayla tırmandı. Türk şirketi Cenk Ro-Ro'ya ait Panama bayraklı 'CENK T' adlı yolcu ve yük gemisi, Odessa Limanı'nda demirliyken bir Rus füzesi tarafından vuruldu. Türkiye ile Ukrayna arasında düzenli seferler gerçekleştiren ve stratejik öneme sahip olan bu geminin hedef alınması, bölgedeki ticari ve insani koridorun güvenliğine yönelik açık bir tehdit olarak değerlendirildi.

Türkiye'de başka ülkelerin insansız hava araçları düşü-rülü-yor!..

Son dönemde Türkiye hava sahasında yabancı ülkelere ait insansız hava araçlarının (İHA) düşmesi dikkat çekici bir tabloya işaret ediyor. Nitekim Balıkesir’in Manyas ilçesine bağlı Salur Mahallesi’nde bir İHA boş bir araziye düşerken, Kocaeli’nin İzmit ilçesindeki kırsal alana da Rus menşeli bir başka İHA’nın düştüğü tespit edildi. İçişleri Bakanlığı, İzmit’te bulunan aracın Rusya’ya ait, keşif ve gözetleme amaçlı kullanılan Orlan-10 tipi bir İHA olduğunu açıkladı.

Bu olaylar münferit değil. Daha önce Milli Savunma Bakanlığı, Ankara semalarında tespit edilerek düşürülen bir İHA’ya ilişkin yaptığı açıklamada, hem Rusya’ya hem de Ukrayna’ya gerekli ikazların yapıldığını kamuoyuyla paylaşmıştı. Özellikle Karadeniz, Ukrayna savaşı ve bölgesel güvenlik dengeleri bağlamında değerlendirildiğinde, Türkiye hava sahasında yaşanan bu ihlaller sıradan teknik arızalarla açıklanamayacak bir güvenlik riskine işaret ediyor.

Ortaya çıkan tablo, Türkiye’nin sadece sınır hattında değil, iç bölgelerde de hibrit tehditlerle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Keşif ve istihbarat amaçlı kullanılan bu tür İHA’ların düşmesi ya yönlendirme hatalarını ya da elektronik harp faaliyetleri sonucunda kontrol kaybını akla getiriyor. Her iki ihtimal de Türkiye’nin hava sahasının, bölgesel güç mücadelelerinin pasif bir sahası olmadığını; aksine doğrudan hedeflenen bir alan haline geldiğini ortaya koyuyor.

Rus general arabasında havaya uçuruldu!..

İki gün önce Rusya’nın başkenti Moskova’da, Genelkurmay Başkanlığı Operasyonel Eğitim Dairesi Başkanı Tümgeneral Fanil Sarvarov, otomobiline yerleştirilen patlayıcının infilak etmesi sonucu hayatını kaybetti. Patlamanın Ukrayna istihbaratı tarafından organize edildiği öne sürülse de Kiev yönetimi saldırının sorumluluğunu üstlenmedi.

Bu suikastla birlikte son bir yıl içerisinde üç Rus generalin hedef alınarak öldürüldüğü belirtiliyor. 1969 doğumlu olan Fanil Sarvarov, kariyeri boyunca Rusya’nın farklı çatışma bölgelerinde görev yaptı. Prigorodny bölgesinde yaşanan Oset-İnguş çatışmaları sırasında ve Suriye’de çeşitli görevler üstlenen Sarvarov, 1990’lı ve 2000’li yıllarda Çeçenistan savaşlarına da katıldı.

20152016 yıllarında Rus Silahlı Kuvvetleri’nin Suriye’deki birliklerine komuta eden Sarvarov, 2022’den itibaren Ukrayna’daki askeri operasyonlarda aktif rol aldı. Çeşitli devlet nişan ve ödüllerine sahip olan Sarvarov, 2016 yılından bu yana Genelkurmay Başkanlığı Operasyonel Eğitim Dairesi Başkanı olarak görev yapıyordu.

Libya Genelkurmay Başkanının bindiği uçak Ankara'da düştü mü düşürüldü mü?

Libya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Muhammed Ali el-Haddad ile beraberindeki heyet, Türkiye ile Libya arasındaki güvenlik iş birliği kapsamında üst düzey Türk askerî ve güvenlik yetkilileriyle görüşmelerde bulunmak üzere resmi bir ziyaret için Ankara’ya gelmişti.

Libya heyetini taşıyan Falcon 50 tipi uçak, Esenboğa Havalimanı’ndan kalkış yaptıktan kısa bir süre sonra, Ankara’nın yaklaşık 50 kilometre güneydoğusunda, Haymana ilçesine bağlı Kesikkavak köyünün yaklaşık 2 kilometre güneyinde düştü. Kaza yapan uçağın, Malta tescilli bir havayolu şirketine ait olduğu ve 1988 yılından bu yana aktif olarak uçuş gerçekleştirdiği bildirildi.

Milli Savunma Bakanlığı daha önce Haddad'ın ziyaretini duyurmuş ve kendisinin Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Türk mevkidaşı Selçuk Bayraktaroğlu ve diğer Türk askeri komutanlarıyla görüştüğünü belirtmişti. Kaza, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Türk askerlerinin Libya'daki görev süresini iki yıl daha uzatma kararı almasından bir gün sonra meydana geldi.

El-Hadad, Batı Libya'nın en üst düzey askeri komutanıydı. Libya'nın kurumları gibi bölünmüş olan ordusunu birleştirme yönündeki BM arabuluculuğuyla yürütülen çabalarda çok önemli bir rol oynadı.

NATO üyesi Türkiye, Libya’nın Trablus merkezli ve uluslararası alanda tanınan hükümetini askerî ve siyasi olarak desteklemiştir. Bu çerçevede Ankara, 2020 yılında söz konusu hükümeti eğitmek ve desteklemek amacıyla Libya’ya askerî personel göndermiştir.

Aynı yıl Türkiye ile Libya arasında imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat, Mısır ve Yunanistan başta olmak üzere bazı bölge ülkeleri tarafından tartışmalı bulunmuştur. Sürecin devamında, 2022 yılında Ankara ile Trablus yönetimi arasında, yine Mısır ve Yunanistan’ın itirazlarına konu olan enerji arama ve iş birliği alanında bir ön anlaşma imzalanmıştır.

Ancak Türkiye, son dönemde benimsediği “Tek Libya” politikası kapsamında dış politika yaklaşımında kısmi bir revizyona giderek, yalnızca Trablus yönetimiyle değil, Libya’nın doğu kanadıyla da temaslarını artırmış; ülkedeki siyasi ve askerî dengeyi bütüncül bir perspektifle ele almaya yönelmiştir.

Uçağın düşmesi tesadüf mü planlı bir sabotaj mı?

İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Doğu Akdeniz’de yeni askerî ve ekonomik ittifaklar tesis ettiği bir dönemde; Libya tezkeresinin uzatılmasının hemen ardından, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu’nun resmî davetlisi olarak Ankara’ya gelen Libya Genelkurmay Başkanı’nı taşıyan uçağın düşmesi —ya da düşürülmesi— ister istemez bazı kritik soruları gündeme getirmektedir.

Bu soru, komplo teorileri üretmek amacıyla değil; bölgesel gelişmelerin zamanlaması ve jeopolitik bağlamı dikkate alınarak sorulmaktadır. Zira daha dün İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Kudüs’te Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ve Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis ile bir araya gelmiştir.

Zirvenin ardından yapılan ortak açıklamalarda, üç ülkenin güvenlik alanındaki iş birliğini daha ileri bir seviyeye taşıma konusunda mutabakata vardığı duyurulmuştur. Özellikle deniz güvenliğinin stratejik önemi vurgulanmış; deniz ulaşım hatları ile kritik altyapıların karşı karşıya olduğu yeni tehditlere karşı eşgüdümlü ve koordineli adımlar atılacağı ifade edilmiştir.

Bu çerçevede değerlendirildiğinde, Libya–Türkiye askerî iş birliğinin sembol isimlerinden biri olan Libya Genelkurmay Başkanı’nı taşıyan uçağın Ankara yakınlarında düşmesi, sadece teknik bir havacılık kazası olarak mı ele alınmalıdır, yoksa bölgesel güç mücadelesinin görünmeyen boyutlarına dair daha geniş bir bağlam içinde mi okunmalıdır? İşte asıl tartışılması gereken soru da tam olarak budur.

İsrail, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Yunanistan Zirvesi neden yapıldı?

Kudüs’te gerçekleştirilen İsrail, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Yunanistan zirvesi; Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi sistematik biçimde dışlamayı, deniz yetki alanları başta olmak üzere enerji, güvenlik ve jeopolitik denklemlerden tecrit etmeyi amaçlayan kapsamlı bir çevreleme ve düzen inşası girişimi olarak okunmalıdır.

Söz konusu zirve/zırva; yalnızca üçlü bir diplomatik temasın ötesindedir. Bu buluşma, Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin uluslararası hukuktan kaynaklanan meşru haklarını yok sayan, bölgesel dengeyi Ankara aleyhine yeniden kurgulamayı hedefleyen stratejik bir mutabakat hayalini yansıtmaktadır.  Reelpoltik değildir. Enerji nakil hatları, doğal gaz paylaşımı ve askerî iş birliği başlıkları üzerinden şekillendirilen bu girişim, aynı zamanda Türkiye’nin Mavi Vatan doktrinine karşı geliştirilen dolaylı bir karşı hamle niteliği taşımaktadır.

Ankara’nın bilinçli biçimde dışlandığı bu tür platformların, sahadaki güç dengeleriyle ve bölgenin jeopolitik gerçekliğiyle örtüşmediği açıktır. Aksine bu girişimler, Doğu Akdeniz’de gerilimi derinleştiren, kutuplaşmayı artıran ve kalıcı çözüm ihtimalini zayıflatan sonuçlar üretmektedir. Bu tablo karşısında, söz konusu zirvenin bölgesel barışa hizmet ettiği iddiasının ikna edici olmadığı gerçeği yadsınamaz.

Doğu Akdeniz hesaplaşmasının Ankara’daki yankısı, kazanın jeopolitik arka planı…

23 Aralık 2025 tarihinde yaşanan ve Libya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Muhammed Ali el-Haddad’ı taşıyan uçağın Ankara yakınlarında düşmesi, Doğu Akdeniz ve Kuzey Afrika jeopolitiği açısından derin etkiler barındıran kritik bir olaydır. Bu hadiseyi, temel başlıklar altında şu şekilde analiz etmek mümkündür:

Orgeneral el-Haddad, Libya’nın yalnızca batısındaki askerî gücü temsil eden bir figür değil; aynı zamanda ülkenin doğusu ile batısı arasındaki orduyu birleştirmeye yönelik müzakerelerde kilit bir denge ve köprü aktör konumundaydı. Uzlaşmacı bir çizgiyi savunan ve kurumsal bir ordu yapısının inşasını önceleyen el-Haddad’ın sahneden çekilmesi, Trablus merkezli hükümetin askerî hiyerarşisinde ciddi bir boşluk yaratabilir.

Bu durum, yerel milis grupların yeniden güç mücadelesine yönelmesine ve doğu kanadıyla yürütülen kırılgan barış görüşmelerinin sekteye uğramasına yol açma potansiyeli taşımaktadır. Türkiye–Libya stratejik iş birliği açısından da söz konusu kaza kritik bir eşikte meydana gelmiştir. El-Haddad, Türkiye ile Libya arasında imzalanan askerî eğitim, danışmanlık ve deniz yetki alanlarına ilişkin anlaşmaların sahadaki en güçlü savunucularından biri olarak öne çıkıyordu.

Kazanın, Türkiye’nin bölgedeki askerî danışmanlık rolünün en etkin olduğu bir dönemde ve resmî bir ziyaret sırasında yaşanması, sembolik açıdan da sarsıcıdır. Türkiye’nin Libya’daki nüfuzuna ve mevcut anlaşmaların uygulanma hızına mesafeli duran bölgesel aktörler açısından bu gelişme, Ankara’nın etki alanını zayıflatabilecek bir fırsat olarak da okunabilir.

Bölgesel güç mücadelesi ve güvenlik boyutu dikkate alındığında, olayın teknik bir arızadan mı yoksa dış müdahaleden mi kaynaklandığı sorusu kaçınılmaz biçimde gündeme gelmektedir.

Libya; Mısır, Rusya, Birleşik Arap Emirlikleri ve Fransa gibi çok sayıda aktörün çıkar çatışmasına sahne olan bir coğrafyadır.

Stratejik öneme sahip bir ismin, güvenlik protokollerinin en üst düzeyde olması gereken Ankara’da kaza geçirmesi, istihbarat savaşları bağlamında çeşitli spekülasyonlara zemin hazırlamaktadır. Olayın bir güvenlik zafiyeti ya da kasıtlı müdahale olarak algılanması hâlinde, bu durum Türkiye’nin güvenlik garantörlüğü imajına yönelik dolaylı bir meydan okuma şeklinde yorumlanabilir.

Bu kaza; Libya iç siyasetinde liderlik boşluğu ve yeni çatışma risklerini artırırken, Doğu Akdeniz’deki enerji paylaşımı ve deniz yetki alanları anlaşmalarının geleceği üzerinde de ciddi belirsizlikler yaratmaktadır. Hadise, yalnızca teknik bir havacılık kazası olarak değil; Libya’nın kırılgan normalleşme sürecine yönelmiş potansiyel bir stratejik darbe olarak da okunmalıdır.

Ankara’daki zafiyet, bölgesel mesajı gölgeler!..

Hava sahamızı ihlal eden yabancı ülkelere ait olduğu sanılan insansız hava araçları ile başkent Ankara sınırları içerisinde düşen uçak olayı, hiç kimse kusura bakmasın; güvenlik ve istihbarat bürokrasisinin ciddi zaaflarını açık biçimde gözler önüne sermektedir. Bu tür hadiseler, yalnızca teknik arıza ya da münferit ihmal olarak geçiştirilemeyecek kadar kritik ve çok boyutludur.

Özellikle yüksek güvenlik protokollerinin uygulanması gereken başkent çevresinde yaşanan bu gelişmeler, erken uyarı sistemlerinden hava sahası denetimine, kriz yönetiminden kurumlar arası koordinasyona kadar uzanan geniş bir yelpazede sistemsel sorgulamayı zorunlu kılmaktadır. Güvenlik mimarisinin caydırıcılığı, yalnızca kapasiteyle değil; öngörü, eşgüdüm ve hesap verebilirlikle ölçülür.

Suriye’de, Şam’da verilen görüntülerle oluşturulmak istenen “Ankara çıkartması” algısının amaçlanan stratejik etkisi ise özellikle Libya Genelkurmay Başkanı’nı taşıyan uçağın Ankara yakınlarında düşmesiyle birlikte büyük ölçüde buharlaşmıştır.

Bölgesel aktörler nezdinde bu tablo, Türkiye’nin askerî ve diplomatik iradesinden ziyade, iç güvenlik reflekslerinin ve istihbarî dayanıklılığının tartışmaya açılmasına neden olmuştur. Sorun, bir kazanın ötesindedir.

Asıl mesele; bu tür kritik olayların ardından hangi derslerin çıkarıldığı, hangi sorumluluk mekanizmalarının işletildiği ve güvenlik mimarisinin ne ölçüde yeniden tahkim edildiğidir. Aksi hâlde, sahada verilen güçlü mesajlar, merkezde yaşanan zaaflarla etkisizleşmeye mahkûm olur.

.

Ömür Çelikdönmez, dikGAZETE.com

омюр челикдёнмез, Дикгазете

Seçilmiş Kaynakça

https://ura.news/news/1053051612

https://news.mail.ru/incident/69214238/

https://ria.ru/20251222/vzryv-2063756958.html

https://www.bbc.com/news/articles/c8jwn9wznx1o

https://www.bbc.com/turkce/articles/clydpmmp142o.amp

https://www.gazeta.ru/social/2025/12/22/22227463.shtml

https://gazeteoksijen.com/dunya/8-soruda-cankirida-dusurulen-iha-olayi-259970

https://www.nytimes.com/2025/12/23/world/middleeast/libya-general-plane-crash-turkey.html

https://www.ukrhaber.com/blog/moskovada-arac-patlamasi-rus-general-sarvarov-olduruldu/

https://www.dw.com/tr/moskovada-rus-general-fanil-sarvarova-bombalı-suikast/a-75263724

https://www.theguardian.com/world/2025/dec/23/libyas-army-chief-dies-in-plane-crash-in-turkey

https://tr.euronews.com/2025/12/18/turkiyeden-iki-ulkeye-ikaz-ankarada-vurulan-iha-krizine-dair-bilinenler

https://www.france24.com/en/africa/20251223-libyan-army-chief-of-staff-found-dead-in-plain-wreckage-pm-says

https://m.zerkalo.az/airporthaber-najdeny-oblomki-samoleta-v-kotorom-nahodilsya-nachalnik-genshtaba-livii/

https://www.timesofisrael.com/liveblog_entry/libyan-chief-of-staff-killed-in-plane-crash-after-departing-turkey-say-officials/

https://www.theguardian.com/world/2025/dec/22/russian-general-fanil-sarvarov-killed-car-bomb-moscow-investigators-say

https://gazeteoksijen.com/dunya/turkiyeye-karsi-akdenizde-kurulan-31-ittifaki-imparatorluk-hayalleri-kuranlar-bunlari-unutsun-260458

https://www.dikgazete.com/haber/moskova-da-otomobile-yerlestirilen-patlayicinin-infilak-etmesi-sonucu-tumgeneral-fanil-sarvarov-oldu-979727.html

https://www.dikgazete.com/haber/libya-genelkurmay-baskani-orgeneral-muhammed-ali-ahmed-al-haddad-in-icinde-bulundugu-jet-dustu-979720.html

Rus Tümgeneral Fanil Sarvarov Moskova'da öldürüldü; Libya Genelkurmay Başkanı'nın bindiği uçak Ankara yakınlarında düşürüldü!

Türkiye’yi Rusya-Ukrayna savaşı bataklığına çekmeye çalışan çevrelerin provokatif girişimleri hız kesmeden devam ediyor. Öyle ki, son bir ay içerisinde Karadeniz’de Rus tankerlerine ve Türk gemilerine yönelik peş peşe saldırılar gerçekleştirildi.

​Süreç, Kasım ayı sonunda Rusya’nıngölge filosu”na ait olduğu değerlendirilen VIRAT ve KAIROS adlı petrol tankerlerine düzenlenen saldırılarla başladı. Bu olayda tanker personelini kurtarma operasyonlarında Türk ekipleri, kritik bir rol üstlendi.

Bu olayın hemen ardından, Aralık ayı başında Rusya’dan Gürcistan’a ayçiçeği yağı taşıyan MIDVOLGA-2 adlı tanker, Türk kıyılarının yaklaşık 130 kilometre açığında saldırıya uğradı.

​Gerilim, 12 Aralık’ta Türk denizcilik sektörünü doğrudan hedef alan bir başka olayla tırmandı. Türk şirketi Cenk Ro-Ro'ya ait Panama bayraklı 'CENK T' adlı yolcu ve yük gemisi, Odessa Limanı'nda demirliyken bir Rus füzesi tarafından vuruldu. Türkiye ile Ukrayna arasında düzenli seferler gerçekleştiren ve stratejik öneme sahip olan bu geminin hedef alınması, bölgedeki ticari ve insani koridorun güvenliğine yönelik açık bir tehdit olarak değerlendirildi.

Türkiye'de başka ülkelerin insansız hava araçları düşü-rülü-yor!..

Son dönemde Türkiye hava sahasında yabancı ülkelere ait insansız hava araçlarının (İHA) düşmesi dikkat çekici bir tabloya işaret ediyor. Nitekim Balıkesir’in Manyas ilçesine bağlı Salur Mahallesi’nde bir İHA boş bir araziye düşerken, Kocaeli’nin İzmit ilçesindeki kırsal alana da Rus menşeli bir başka İHA’nın düştüğü tespit edildi. İçişleri Bakanlığı, İzmit’te bulunan aracın Rusya’ya ait, keşif ve gözetleme amaçlı kullanılan Orlan-10 tipi bir İHA olduğunu açıkladı.

Bu olaylar münferit değil. Daha önce Milli Savunma Bakanlığı, Ankara semalarında tespit edilerek düşürülen bir İHA’ya ilişkin yaptığı açıklamada, hem Rusya’ya hem de Ukrayna’ya gerekli ikazların yapıldığını kamuoyuyla paylaşmıştı. Özellikle Karadeniz, Ukrayna savaşı ve bölgesel güvenlik dengeleri bağlamında değerlendirildiğinde, Türkiye hava sahasında yaşanan bu ihlaller sıradan teknik arızalarla açıklanamayacak bir güvenlik riskine işaret ediyor.

Ortaya çıkan tablo, Türkiye’nin sadece sınır hattında değil, iç bölgelerde de hibrit tehditlerle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Keşif ve istihbarat amaçlı kullanılan bu tür İHA’ların düşmesi ya yönlendirme hatalarını ya da elektronik harp faaliyetleri sonucunda kontrol kaybını akla getiriyor. Her iki ihtimal de Türkiye’nin hava sahasının, bölgesel güç mücadelelerinin pasif bir sahası olmadığını; aksine doğrudan hedeflenen bir alan haline geldiğini ortaya koyuyor.

Rus general arabasında havaya uçuruldu!..

İki gün önce Rusya’nın başkenti Moskova’da, Genelkurmay Başkanlığı Operasyonel Eğitim Dairesi Başkanı Tümgeneral Fanil Sarvarov, otomobiline yerleştirilen patlayıcının infilak etmesi sonucu hayatını kaybetti. Patlamanın Ukrayna istihbaratı tarafından organize edildiği öne sürülse de Kiev yönetimi saldırının sorumluluğunu üstlenmedi.

Bu suikastla birlikte son bir yıl içerisinde üç Rus generalin hedef alınarak öldürüldüğü belirtiliyor. 1969 doğumlu olan Fanil Sarvarov, kariyeri boyunca Rusya’nın farklı çatışma bölgelerinde görev yaptı. Prigorodny bölgesinde yaşanan Oset-İnguş çatışmaları sırasında ve Suriye’de çeşitli görevler üstlenen Sarvarov, 1990’lı ve 2000’li yıllarda Çeçenistan savaşlarına da katıldı.

20152016 yıllarında Rus Silahlı Kuvvetleri’nin Suriye’deki birliklerine komuta eden Sarvarov, 2022’den itibaren Ukrayna’daki askeri operasyonlarda aktif rol aldı. Çeşitli devlet nişan ve ödüllerine sahip olan Sarvarov, 2016 yılından bu yana Genelkurmay Başkanlığı Operasyonel Eğitim Dairesi Başkanı olarak görev yapıyordu.

Libya Genelkurmay Başkanının bindiği uçak Ankara'da düştü mü düşürüldü mü?

Libya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Muhammed Ali el-Haddad ile beraberindeki heyet, Türkiye ile Libya arasındaki güvenlik iş birliği kapsamında üst düzey Türk askerî ve güvenlik yetkilileriyle görüşmelerde bulunmak üzere resmi bir ziyaret için Ankara’ya gelmişti.

Libya heyetini taşıyan Falcon 50 tipi uçak, Esenboğa Havalimanı’ndan kalkış yaptıktan kısa bir süre sonra, Ankara’nın yaklaşık 50 kilometre güneydoğusunda, Haymana ilçesine bağlı Kesikkavak köyünün yaklaşık 2 kilometre güneyinde düştü. Kaza yapan uçağın, Malta tescilli bir havayolu şirketine ait olduğu ve 1988 yılından bu yana aktif olarak uçuş gerçekleştirdiği bildirildi.

Milli Savunma Bakanlığı daha önce Haddad'ın ziyaretini duyurmuş ve kendisinin Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Türk mevkidaşı Selçuk Bayraktaroğlu ve diğer Türk askeri komutanlarıyla görüştüğünü belirtmişti. Kaza, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Türk askerlerinin Libya'daki görev süresini iki yıl daha uzatma kararı almasından bir gün sonra meydana geldi.

El-Hadad, Batı Libya'nın en üst düzey askeri komutanıydı. Libya'nın kurumları gibi bölünmüş olan ordusunu birleştirme yönündeki BM arabuluculuğuyla yürütülen çabalarda çok önemli bir rol oynadı.

NATO üyesi Türkiye, Libya’nın Trablus merkezli ve uluslararası alanda tanınan hükümetini askerî ve siyasi olarak desteklemiştir. Bu çerçevede Ankara, 2020 yılında söz konusu hükümeti eğitmek ve desteklemek amacıyla Libya’ya askerî personel göndermiştir.

Aynı yıl Türkiye ile Libya arasında imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat, Mısır ve Yunanistan başta olmak üzere bazı bölge ülkeleri tarafından tartışmalı bulunmuştur. Sürecin devamında, 2022 yılında Ankara ile Trablus yönetimi arasında, yine Mısır ve Yunanistan’ın itirazlarına konu olan enerji arama ve iş birliği alanında bir ön anlaşma imzalanmıştır.

Ancak Türkiye, son dönemde benimsediği “Tek Libya” politikası kapsamında dış politika yaklaşımında kısmi bir revizyona giderek, yalnızca Trablus yönetimiyle değil, Libya’nın doğu kanadıyla da temaslarını artırmış; ülkedeki siyasi ve askerî dengeyi bütüncül bir perspektifle ele almaya yönelmiştir.

Uçağın düşmesi tesadüf mü planlı bir sabotaj mı?

İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Doğu Akdeniz’de yeni askerî ve ekonomik ittifaklar tesis ettiği bir dönemde; Libya tezkeresinin uzatılmasının hemen ardından, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu’nun resmî davetlisi olarak Ankara’ya gelen Libya Genelkurmay Başkanı’nı taşıyan uçağın düşmesi —ya da düşürülmesi— ister istemez bazı kritik soruları gündeme getirmektedir.

Bu soru, komplo teorileri üretmek amacıyla değil; bölgesel gelişmelerin zamanlaması ve jeopolitik bağlamı dikkate alınarak sorulmaktadır. Zira daha dün İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Kudüs’te Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ve Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis ile bir araya gelmiştir.

Zirvenin ardından yapılan ortak açıklamalarda, üç ülkenin güvenlik alanındaki iş birliğini daha ileri bir seviyeye taşıma konusunda mutabakata vardığı duyurulmuştur. Özellikle deniz güvenliğinin stratejik önemi vurgulanmış; deniz ulaşım hatları ile kritik altyapıların karşı karşıya olduğu yeni tehditlere karşı eşgüdümlü ve koordineli adımlar atılacağı ifade edilmiştir.

Bu çerçevede değerlendirildiğinde, Libya–Türkiye askerî iş birliğinin sembol isimlerinden biri olan Libya Genelkurmay Başkanı’nı taşıyan uçağın Ankara yakınlarında düşmesi, sadece teknik bir havacılık kazası olarak mı ele alınmalıdır, yoksa bölgesel güç mücadelesinin görünmeyen boyutlarına dair daha geniş bir bağlam içinde mi okunmalıdır? İşte asıl tartışılması gereken soru da tam olarak budur.

İsrail, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Yunanistan Zirvesi neden yapıldı?

Kudüs’te gerçekleştirilen İsrail, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Yunanistan zirvesi; Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi sistematik biçimde dışlamayı, deniz yetki alanları başta olmak üzere enerji, güvenlik ve jeopolitik denklemlerden tecrit etmeyi amaçlayan kapsamlı bir çevreleme ve düzen inşası girişimi olarak okunmalıdır.

Söz konusu zirve/zırva; yalnızca üçlü bir diplomatik temasın ötesindedir. Bu buluşma, Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin uluslararası hukuktan kaynaklanan meşru haklarını yok sayan, bölgesel dengeyi Ankara aleyhine yeniden kurgulamayı hedefleyen stratejik bir mutabakat hayalini yansıtmaktadır.  Reelpoltik değildir. Enerji nakil hatları, doğal gaz paylaşımı ve askerî iş birliği başlıkları üzerinden şekillendirilen bu girişim, aynı zamanda Türkiye’nin Mavi Vatan doktrinine karşı geliştirilen dolaylı bir karşı hamle niteliği taşımaktadır.

Ankara’nın bilinçli biçimde dışlandığı bu tür platformların, sahadaki güç dengeleriyle ve bölgenin jeopolitik gerçekliğiyle örtüşmediği açıktır. Aksine bu girişimler, Doğu Akdeniz’de gerilimi derinleştiren, kutuplaşmayı artıran ve kalıcı çözüm ihtimalini zayıflatan sonuçlar üretmektedir. Bu tablo karşısında, söz konusu zirvenin bölgesel barışa hizmet ettiği iddiasının ikna edici olmadığı gerçeği yadsınamaz.

Doğu Akdeniz hesaplaşmasının Ankara’daki yankısı, kazanın jeopolitik arka planı…

23 Aralık 2025 tarihinde yaşanan ve Libya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Muhammed Ali el-Haddad’ı taşıyan uçağın Ankara yakınlarında düşmesi, Doğu Akdeniz ve Kuzey Afrika jeopolitiği açısından derin etkiler barındıran kritik bir olaydır. Bu hadiseyi, temel başlıklar altında şu şekilde analiz etmek mümkündür:

Orgeneral el-Haddad, Libya’nın yalnızca batısındaki askerî gücü temsil eden bir figür değil; aynı zamanda ülkenin doğusu ile batısı arasındaki orduyu birleştirmeye yönelik müzakerelerde kilit bir denge ve köprü aktör konumundaydı. Uzlaşmacı bir çizgiyi savunan ve kurumsal bir ordu yapısının inşasını önceleyen el-Haddad’ın sahneden çekilmesi, Trablus merkezli hükümetin askerî hiyerarşisinde ciddi bir boşluk yaratabilir.

Bu durum, yerel milis grupların yeniden güç mücadelesine yönelmesine ve doğu kanadıyla yürütülen kırılgan barış görüşmelerinin sekteye uğramasına yol açma potansiyeli taşımaktadır. Türkiye–Libya stratejik iş birliği açısından da söz konusu kaza kritik bir eşikte meydana gelmiştir. El-Haddad, Türkiye ile Libya arasında imzalanan askerî eğitim, danışmanlık ve deniz yetki alanlarına ilişkin anlaşmaların sahadaki en güçlü savunucularından biri olarak öne çıkıyordu.

Kazanın, Türkiye’nin bölgedeki askerî danışmanlık rolünün en etkin olduğu bir dönemde ve resmî bir ziyaret sırasında yaşanması, sembolik açıdan da sarsıcıdır. Türkiye’nin Libya’daki nüfuzuna ve mevcut anlaşmaların uygulanma hızına mesafeli duran bölgesel aktörler açısından bu gelişme, Ankara’nın etki alanını zayıflatabilecek bir fırsat olarak da okunabilir.

Bölgesel güç mücadelesi ve güvenlik boyutu dikkate alındığında, olayın teknik bir arızadan mı yoksa dış müdahaleden mi kaynaklandığı sorusu kaçınılmaz biçimde gündeme gelmektedir.

Libya; Mısır, Rusya, Birleşik Arap Emirlikleri ve Fransa gibi çok sayıda aktörün çıkar çatışmasına sahne olan bir coğrafyadır.

Stratejik öneme sahip bir ismin, güvenlik protokollerinin en üst düzeyde olması gereken Ankara’da kaza geçirmesi, istihbarat savaşları bağlamında çeşitli spekülasyonlara zemin hazırlamaktadır. Olayın bir güvenlik zafiyeti ya da kasıtlı müdahale olarak algılanması hâlinde, bu durum Türkiye’nin güvenlik garantörlüğü imajına yönelik dolaylı bir meydan okuma şeklinde yorumlanabilir.

Bu kaza; Libya iç siyasetinde liderlik boşluğu ve yeni çatışma risklerini artırırken, Doğu Akdeniz’deki enerji paylaşımı ve deniz yetki alanları anlaşmalarının geleceği üzerinde de ciddi belirsizlikler yaratmaktadır. Hadise, yalnızca teknik bir havacılık kazası olarak değil; Libya’nın kırılgan normalleşme sürecine yönelmiş potansiyel bir stratejik darbe olarak da okunmalıdır.

Ankara’daki zafiyet, bölgesel mesajı gölgeler!..

Hava sahamızı ihlal eden yabancı ülkelere ait olduğu sanılan insansız hava araçları ile başkent Ankara sınırları içerisinde düşen uçak olayı, hiç kimse kusura bakmasın; güvenlik ve istihbarat bürokrasisinin ciddi zaaflarını açık biçimde gözler önüne sermektedir. Bu tür hadiseler, yalnızca teknik arıza ya da münferit ihmal olarak geçiştirilemeyecek kadar kritik ve çok boyutludur.

Özellikle yüksek güvenlik protokollerinin uygulanması gereken başkent çevresinde yaşanan bu gelişmeler, erken uyarı sistemlerinden hava sahası denetimine, kriz yönetiminden kurumlar arası koordinasyona kadar uzanan geniş bir yelpazede sistemsel sorgulamayı zorunlu kılmaktadır. Güvenlik mimarisinin caydırıcılığı, yalnızca kapasiteyle değil; öngörü, eşgüdüm ve hesap verebilirlikle ölçülür.

Suriye’de, Şam’da verilen görüntülerle oluşturulmak istenen “Ankara çıkartması” algısının amaçlanan stratejik etkisi ise özellikle Libya Genelkurmay Başkanı’nı taşıyan uçağın Ankara yakınlarında düşmesiyle birlikte büyük ölçüde buharlaşmıştır.

Bölgesel aktörler nezdinde bu tablo, Türkiye’nin askerî ve diplomatik iradesinden ziyade, iç güvenlik reflekslerinin ve istihbarî dayanıklılığının tartışmaya açılmasına neden olmuştur. Sorun, bir kazanın ötesindedir.

Asıl mesele; bu tür kritik olayların ardından hangi derslerin çıkarıldığı, hangi sorumluluk mekanizmalarının işletildiği ve güvenlik mimarisinin ne ölçüde yeniden tahkim edildiğidir. Aksi hâlde, sahada verilen güçlü mesajlar, merkezde yaşanan zaaflarla etkisizleşmeye mahkûm olur.

.

Ömür Çelikdönmez, dikGAZETE.com

омюр челикдёнмез, Дикгазете

Seçilmiş Kaynakça

https://ura.news/news/1053051612

https://news.mail.ru/incident/69214238/

https://ria.ru/20251222/vzryv-2063756958.html

https://www.bbc.com/news/articles/c8jwn9wznx1o

https://www.bbc.com/turkce/articles/clydpmmp142o.amp

https://www.gazeta.ru/social/2025/12/22/22227463.shtml

https://gazeteoksijen.com/dunya/8-soruda-cankirida-dusurulen-iha-olayi-259970

https://www.nytimes.com/2025/12/23/world/middleeast/libya-general-plane-crash-turkey.html

https://www.ukrhaber.com/blog/moskovada-arac-patlamasi-rus-general-sarvarov-olduruldu/

https://www.dw.com/tr/moskovada-rus-general-fanil-sarvarova-bombalı-suikast/a-75263724

https://www.theguardian.com/world/2025/dec/23/libyas-army-chief-dies-in-plane-crash-in-turkey

https://tr.euronews.com/2025/12/18/turkiyeden-iki-ulkeye-ikaz-ankarada-vurulan-iha-krizine-dair-bilinenler

https://www.france24.com/en/africa/20251223-libyan-army-chief-of-staff-found-dead-in-plain-wreckage-pm-says

https://m.zerkalo.az/airporthaber-najdeny-oblomki-samoleta-v-kotorom-nahodilsya-nachalnik-genshtaba-livii/

https://www.timesofisrael.com/liveblog_entry/libyan-chief-of-staff-killed-in-plane-crash-after-departing-turkey-say-officials/

https://www.theguardian.com/world/2025/dec/22/russian-general-fanil-sarvarov-killed-car-bomb-moscow-investigators-say

https://gazeteoksijen.com/dunya/turkiyeye-karsi-akdenizde-kurulan-31-ittifaki-imparatorluk-hayalleri-kuranlar-bunlari-unutsun-260458

https://www.dikgazete.com/haber/moskova-da-otomobile-yerlestirilen-patlayicinin-infilak-etmesi-sonucu-tumgeneral-fanil-sarvarov-oldu-979727.html

https://www.dikgazete.com/haber/libya-genelkurmay-baskani-orgeneral-muhammed-ali-ahmed-al-haddad-in-icinde-bulundugu-jet-dustu-979720.html