Kur’an kandile geçit verir mi?

Kur’an kandile geçit verir mi?

KUR'AN KANDİLE GEÇİT VERİR Mİ?

Başta bu hususta kısa ve net bir cevap vardır:

Kur’an, kandil gecelerini isim vererek tasdik etmez.”

Kur’an’da Mevlid, Regaip, Miraç, Berat gibi kandil gecelerinin isimleri geçmez. Bu gecelerin her biri, sonradan kültür ve geleneklerle oluşturulmuş özel zamanlardır.

Kur’an bazı geceleri açıkça vurgular. Bunların başında "Kadir Gecesi" gelir.

Kadir suresinde, bu gecenin “Bin aydan hayırlı” olduğu belirtilir. Bu gece, Kur’an’ın indirilmeye başlandığı gecedir. Duhân suresi 3. AyetteBiz onu mübarek bir gecede indirdik…” denilirken bu gecenin Kadir Gecesi olduğunu belirtir.

Kur'an'dan referans alamayan ve halk arasında meşhur olan "Kandil geceleri" uydurma rivayetlere dayanır.

Bu geceler özellikle Osmanlı döneminde minarelerde kandil yakılmasıyla “Kandil geceleri” adını almıştır.

Kur’an’a göre bu gecelere insanlar tarafından tahsis edilen ibadet bidattir. Kur’an, bir çok ayette açık biçimde ibadeti koyanın sadece Allah (cc) olduğunu belirtir. Beşeri olanlar, ibadet ihdas edemez.

Kur’an, hiçbir gecede dua etmeyi ve nafile namaz kılmayı yasaklamaz. Ancak farz veya kesin dinî hüküm hâline getirenlere de izin vermez.

Özetlemek gerekirse; Kur’an, yalnızca “Kadir Gecesi’ni” kesin olarak tasdik eder. Diğer kandil geceleri, Kur’an temelli değil; uydurma hadis, yorum ve gelenek temellidir.

İslam'da "Bidat" dinde aslı olmayan, farz gibi sunulan yeni ibadet uygulamalarıdır.

Kandil gecelerinin Kur’an’da belirtilmediği açıktır, sonradan uydurulmuştur ve doğrudan bidattir.

Hz. Muhammed (sav), “Şu geceleri özellikle kutlayın” dediği sahih hiçbir emir yoktur.

“Bu gece ibadet farzdır/sünnettir” gibi sözleri söylemek en hafifiyle demek gerekirse bidattir, dine sonradan sokulmuştur. Bidatin güzeli ve çirkini de yoktur. Her bidat dalalettir.

O geceyi, dinî zorunluluk hâline getirmek bidattir. Bu gecelerde yapılan ibadetin kendisi değil, ona yüklenen “dinî zorunluluk” bidattir.

Bu uyduruk gecelerin hiçbirini ne Hz. Muhammed (sav) ne de sahabeler asla kutlamamıştır. Kandil geceleriyle ilgili hadislerin tümü de uydurmadır.

Netice olarak Kur’an’ın kesin olarak onayladığı sadece Kadir Gecesidir. Diğerleri, dinî kültür ve gelenek ürünü eklemelerdir.

KUR’AN MERKEZLİ BAKIŞ AÇISI…

Kur’an, dinin tek bağlayıcı kaynağıdır.

Kur’an’a göre ibadeti de hükmü de farzı da koyan sadece Allah’tır.

Hüküm yalnız Allah’ındır.” (Yusuf 40)

Bu Kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık.” (En‘âm 38)

Kur’an’a inanan bir insan için bağlayıcı olan Kur’an’da emredilenler, övgü veya uyarı ile bildirilen emir ve yasaklardır.

Kur’an’da özel geceler listesi yoktur. Kur’an’damübarek/geçerli gece” kavramının tek istisnasını Kur’an açık konuşur:

Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır.” (Kadir, 3)

Kur’an merkezli bir inanç için tek özel gece budur.

Kur’an, bu gece hakkında da asla tarih vermemiş, kutlama emretmemiş ve bu hususta

Bir ibadet şekli koymamıştır.

Kur’an merkezli bakış açısı, “Regaip, Miraç, Berat, Mevlid” gibi Kur’an’da ve Resulün hayatında olmayan kandilleri kabul etmez.

Kur’an, “dine ekleme” yapanları uyarmış ve böyle bir batıl yola girenlerin durumunu ortaya koymuştur:

Yoksa Allah’ın izin vermediği bir dini mi uyduruyorlar?” (Şura, 21),

Dinlerini parça parça edenlerden olmayın.” (Rûm, 31)

Kısaca Kur’an merkezli inanç, bize "İlave ibadet günleri koyma. Kur'an'da emredilen ibadetleri yap, din adına tarih kutsama ve Allah adına konuşma, Kadir Gecesi hariç, kandil gecelerinin dinî bağlayıcılığı yoktur." der.

Kur’an’a göre asıl ölçü Kur’an’dır. Kur’an, bu hususta kendisini şöyle tanımlar:

Bu Kitap, her şeyi açıklayıcıdır.” (Nahl, 89)

Hüküm yalnız Allah’ındır.” (Yusuf, 40)

Aralarında Allah’ın indirdiğiyle hükmet.” (Mâide, 49)

Bir rivayet, Kur’an’a aykırıysa, kabul edilmez. Vahiyden sonra din belirleyici başka söz yoktur

Kur’an, “Resule itaat edin.” (Nisâ, 59) der. Kur’an merkezli bakış, Resule itaati şöyle anlar:

"Resule itaat = Resulün getirdiği vahye itaattir. Çünkü Resul,  “Kendiliğinden konuşmaz; söyledikleri vahiydir.” (Necm, 3–4) Bu ayet, Kur’an’ın vahiy oluşunu anlatır. Sonradan derlenmiş rivayet kitaplarını kapsamaz.

Kur’an merkezli inanç ve bakış,

"Peygambere vahiy dışı din koyduran,

Allah’a adaletsizlik isnat eden,

Kur’an’ın evrensel ahlakına aykırı olan,

Kur’an’da olmayan zorunlu ibadetler icat eden" rivayetleri kabul etmez.

Kur’an bu hususta çok açık biçimde uyarır:

Allah adına yalan uydurandan daha zalim kim vardır?” (Zümer, 32)

Kandil geceleri bağlamında özet olarak şunu söylüyoruz:

Kur’an’da olmayan bir gece için, rivayetle, hadisle farz/sünnet üretilemez. Kur’an’a arz edildiğinde, söz Kur’an'ın olur. Bu yüzden Kur’an merkezli inanç, “Hadis, Kur’an’a arz edilir; Kur’an’a aykırıysa din olmaz.” der.

DİYANET ÇELİŞKİSİ!..

Diyanet’in çıkardığı Diyanet İslam Ansiklopedisi’ndekikandil” maddesinde de İslam’da kandil gecelerinin sonradan ihdas edildiğini açık biçimde belirtilir.

Resulullah’ın Recep ayı girdiğinde, “Allah’ım, Recep ve Şabanı bize mübarek kıl ve bizi Ramazana ulaştır!” şeklinde dua ettiği yolundaki rivayet (Müsned, I, 259; Ebû Nuaym, VI, 269) hadis otoriteleri tarafından da zayıf veya uydurma olarak kabul edilmektedir.

Resulullah’a isnat edilen, “Recep Allah’ın ayıdır, Şaban benim ayımdır, Ramazan ise ümmetimin ayıdır” rivayetinin ise aslı bulunamamıştır. (Süyûtî, s. 114).

Belirli günler dışında her zaman nafile oruç tutulması mümkündür; ancak fazileti hakkında hadis bulunan ya da belirli zamanlarda tutulması tavsiye edilen nafile oruçlar arasında üç aylar orucu mevcut değildir.

Regaip ile Berat gecelerinin kutsallığı kesin olmadığı gibi bu gecelerde ifa edilecek ibadetler hakkında kaynaklarda sahih hadislere rastlanmamaktadır.

Üç aylarda nafile namaz kılınması, itikâfa girilmesi, bu aylarda yedi sene oruç tutulduktan sonra kurban kesilmesi gibi özel ibadet şekilleri kaynaklarda yer almamaktadır. Üç aylarda vefat eden kimsenin sorgusunun yapılmayacağı yolundaki inanışın da aslı yoktur. (Kaynak: Diyanet İslam Ansiklopedisi Cilt No: 42 sayfa: 276)

Diyanetin çıkardığı ansiklopedide “kandil geceleri yoktur” derken diğer yandan okuttuğu hutbelerde bu gecenin faziletlerinden ve yapılacak ibadetlerden bahsetmesi tam anlamıyla büyük bir çelişkidir. Temennimiz Diyanet’in bu tür çelişkilerden kendini kurtarması ve Kur’an’ı esas alarak hakikatleri insanımıza anlatmasıdır. Aksi halde her geçen zaman milletin Diyanet’e olan inancı azalır ve yok olur.

KANDİL GECELERİNİN TARİHİ GELİŞİMİ...

Kandil gecelerini Resulullah ve sahabe kutlamadığı gibi meşhur mezhep imamları da kutlamamıştır. Ebu Hanife (ö. 150 h.), İmam Malik (ö. 179 h.), İmam Şafii (ö. 204 h.) ve Ahmed b. Hanbel (ö. 241 h.) gibi mezhep imamlarının kandil geceleri ile ilgili herhangi bir görüşleri yoktur. Çünkü onlar hayattayken bu geceler henüz kutlanmıyordu.

Kandil geceleri Hicret’ten yaklaşık 400 yıl kadar sonra Mısır’da, Şii Fâtimî Devleti döneminde kutlanmaya başlamıştır. Bu geceler, Osmanlılar döneminde II. Selim zamanından başlayarak, minarelerde kandiller yakılarak duyurulup kutlandığı için “kandil” olarak anılmaya başlamıştır. Yani bu gecelerin kutlanmaya başlaması değil, “kandil” olarak isimlendirilmesi Osmanlı döneminde olmuştur. İkisini birbirine karıştırmamanız gerekir.

O gün ibadet olmayan şey, bugün de ibadet olamaz. Allah (cc), “Bugün sizin için dininizi tamamladım.” diye buyurmaktadır. Bu sebeple, o gün din olmayan hiçbir şey bugün de din olamaz.

"Bidat da olsa kandiller vesilesiyle insanlar bolca ibadet ediyor, fazla ibadetten ne zarar gelir?" diyenlere cevabımız ise şöyledir:

Fazla namaz kılınmasından, Kur'an okunmasından zarar gelmez. Ancak; Dinde olmadığı, Resulullah’ın uygulamadığı halde bazı gecelere kutsiyet atfedip ‘Bu gecenin ihyasıyla bin yıl ihya edilmiş olunur.’ diyerek hayat dininin kısa yoldan köşeyi dönme dinine çevrilmesinden çok büyük zarar gelir. Kur'an'ın mesajı ile adam olmamışların, Kur'an'ın bildirdiği ilke ve değerlerle hayatını şekillendirmemişlerin belli günlere ve saatlere denk getirdikleri nafile ibadetlerle öbür dünyasını kurtarabileceklerine inanmasından çok zarar gelir.

Her gelen, dine bir şey eklediğinde dinin aslı kaybolur.

Allah, kitabında "Dillerinizin yalan yere nitelendirmesiyle şuna haram buna helal demeyin. Çünkü Allah hakkında yalan uydurmuş olursunuz. Allah hakkında yalan uyduranlar kurtuluşa eremezler." (16/116) derken bu gecelere özel sevaplar, haramlar, helaller üretmekten çok zarar gelir.

Müslüman toplumlar tarafından farklı şekillerde algılanan kandil geceleri, kesin olmadığı gibi bu gecelerde ifa edilecek ibadetler hakkında kaynaklarda sahih bilgilere dayanmamaktadır. Kadir Gecesi’nin faziletini anlatan ve aynı adla anılan surede ise Kur’an’ın inişine, dolayısıyla İslâm’ın doğuşuna vurgu yapılmaktadır.

.

Selim Çoraklı, dikGAZETE.com

...