- 26-01-2026 08:04
- 684
Har.1: Asia [Anatolikon] eyaleti, Eğirdir ve Beyşehir göllerinin eski hâlleri, Küçük Firikya [Firikya Epiktetos], Kıral Yolu, diğer tarihî yollar ve tarihî kentler.
Hz. Hızır ve Hz. Musa
Öz
Bu makalenin amacı Hz. Hızır ile Hz. Musa arasında geçen olayların vukûbulduğu yerlerle ilgili yeni ve farklı bir görüş ileri sürmektir. Zira Hz. Hızır’ın yıkılacak durumdaki duvarı sağlamlaştırdığı kentin tefsirlerde Antakya olduğu rivayet ediliyor. Eğirdir Gölü [deniz] çevresindeki Arzava devletleri ve Deniz kavimleri, Mısır ile yakın ilişki içindedirler. II. Ramses, Deniz kavimlerinin Mısır istilâsını engellemiş ve Kemer Boğazı yanındaki Mira Beyi’ne mektup yazmıştır. İlk yedi Hıristiyan kilisesi: 1- Efes [Apasa, Arzava], Gelendost-Hüyük yanı, 2- Laodikya Eğirdir, 3- Sart-Barla, 4- İzmir-Barla Boyalı önü Apameia, 5- Thyateira [Arkadiopolis] Kemer Boğazı şarkı, 6- Pergamus, Gaziri Adası, 7- Yalvaç’tır [Antakya, Alaşehir, Küçük Atina]. Habib-i Neccar olayı, Hatay-Antakya değil, Yalvaç-Antakya’da vukûbulmuştur. Ashâb-ı Kehf’in kenti Selçuk-Efes değil, Arzava-Efes’tir. Bütün bunlara ilâveten Mukaddes Firikya ve Mukaddes Galatya’nın, Eğirdir dâhil Küçük Firikya olması ve Eğirdirli Süleyman Şükrü’nün, Mısır muhacirlerinin reisi Mısır-Tanta’lı Şirkup, MÖ 1556’da Atina [Yalvaç] şehrini bina etti demesi beni bu makaleyi yazmayı sevk etti. Bu çalışma tefsir âlimlerine belki yeni bir kapı aralar. Din, bir inanç işi olsa da, kökleri tarihe dayanmaktadır.
Açar Kelimeler: Hz. Hızır, Hz. Musa, Mısır, Kur’an-ı Kerim, Elmalılı Hamdi Yazır, Antakya, Yalvaç, Kemer Boğazı
Giriş
Bu makaleyle dikkatler bir kez daha Eğirdir Gölü, Kemer Boğazı, Gelendost ve Yalvaç bölgesine çekilecektir.
“Hz. Musa ile Hz. Hızır kıssası malûm Kehf suresinin 60-82 ayetleri arasında 23 ayet ile aktarılır. Kur’an’ın tertipte 18’inci suresi olan ve 110 ayetten oluşan Kehf suresinin 23 ayeti bu yolculuğu ve bu yolculuk sırasında yaşananları konu alır. Hz. Hızır olayı Kur’an-ı Kerim’de şöyledir: [Hatırlayın] Hani Musa, yanındaki gence demişti: “İki denizin* buluştuğu yere varıncaya kadar ara vermeden gidecek, [gerekirse bu yolda] uzun zaman geçireceğim” [60]. İki denizin buluştuğu yere ulaştıklarında, balıklarını unuttular. Balık, denizde bir yol tutup gitti [61]. [İki denizin buluştuğu yeri] geçince gence demişti ki: “Yiyeceğimizi getir. Andolsun ki bu yolculuğumuzdan (sebep) pek yorulduk [62]. [Genç] demişti: “Kayaya sığındığımız zaman [var ya] hatırladın mı? İşte orada balığı unuttum. Onu hatırlamamı yalnızca şeytan unutturdu. O ilginç bir şekilde denizde yolunu tuttu ve kaçtı” [63]. Demişti ki: “Bu tam da aradığımız şey! İkisi izlerini takip ederek gerisin geriye döndüler [Kehf 64]. tevhidmeali.com. *Bahir, Arapça bir kelime olup, “deniz, büyük ırmak, bol miktarda su toplanan yer, vb.” demektir.” Bu metni bana eski turizm rehberi Antalyalı Ümit Kaplan, “Hz. Hızır- Hz. Musa kıssasında geçen yıkık duvar, Antakya şehrindeymiş. Ne kadar çok şey olmuş bu bölgede pes yâni. Gölün Eğirdir tarafında karşılaşıp gemiyle karşıya çıkıp en son Antakya şehrine gitmiş olmalılar. Hatay-Antakya’da Hızır makamı var, ama orada iki deniz yok. Yalvaç-Antakya olma ihtimali çok yüksek. Hz. Musa’nın Karun’la geçen kıssası; Karun’un yere battığı yer de, orası olma ihtimali yüksek, ama kaynağa ulaşamıyorum” diyerek göndermiştir.
Hz. Musa ne zaman yaşadı?
Rabbânî Yahudilik Musa'nın MÖ 1391–1271, tarihçi Hieronymus MÖ 1592, James Ussher ise, MÖ 1571 civarı yaşadığını iddia eder. Bilim dünyası, Musa benzeri bir figürün yaşamış olma olasılığını göz önünde bulundururken, daha çok efsanevi bir figür olduğu yönünde görüş bildirmektedir [Musa Vikipedi].
TDV İA’ne göre Hz. Musa, II. Ramses [MÖ 1302-1213] döneminde yaşamıştır. Bülent Şahin Erdeğer ise, II. Thutmose [MÖ 1493-1479] ve III. Hatşepsut [1479-1445] zamanlarında yaşamış olabileceğini ileri sürmektedir.
Aşağıda da görüleceği gibi Hz. Musa zamanında Mısır ile Kemer Boğazı bölgesi arasında canlı ilişkiler vardır.
Marsyas, Menderes ve Anhoros efsaneleri ve Karun
Kelene kıralı Menderes, bütün Firikya’yı egemenliği altına almak için Pessinus’a savaş açar. Savaş sırasında Kybele’ye yalvarır, savaşı kazanırsam beni kutlayan ilk kimseyi kurban edeyim diye adak adar. Pessinus’u alarak Kelene’ye döndüğünde kendisini oğlu Arhelaos ile kızı ve annesi kutlarlar. Kaderin bu acı cilvesi karşısında şaşıran Menderes, kendisini, Anabenon ırmağına atarak ölür. Bu olaydan sonra nehre Menderes adı verilir. Kelene halkı ve onun yanı başında kurulan Apameia halkı, Menderes’i su tanrısı olarak kutsar (Gönçer, 1971: 71-72).
Menderes, diğer adı Sangarios olan Kemer Boğazı’ndaki Orta Menderes; Apameia, Marsyas’ın Menderes’e döküldüğü yerdeki kent; Pessinus ise, Sangarios’un 20 mil [29,6 km] şarkındaki Kötürnek köyüdür. Dinar’da insanın boğulacağı bir ırmak olmadığı gibi, henüz o tarihlerde Apameia kenti de kurulmamıştır. Firikya’lı Çoban Marsyas’ın derisinin asılı olduğu söylenen mağara [Herodotos] ise, Kemer Boğazı ile Kelene Hisarı arasındaki DSİ Akyokuş Pompa istasyonunun altında kalıp, mağaranın ağzı, Pompa istasyonu inşaatı sırasında hafriyattan çıkan taşlarla kapanmıştır. Irmak adını Çoban Marsyas’tan değil, oradaki Marsia [Maziye] köyünden almış olmalıdır.
III. Midas, Kelainai’de [Kemer Boğazı] yerleştikten bir süre sonra büyük bir deprem oldu. Efsaneye göre Kelene’de büyük yarık açılarak, yarıktan sular fışkırmış ve kale önündeki Yeni Kelene’yi sular kaplamış. Bu felâket üzerine Midas, baba ilâh tapınağındaki kâhinlere koşmuş. Kâhinler: “Kıral en kıymetli şeyini yarığa atarsa sular çekilecek” demiş. Çok zengin olan Midas, hazinesindeki elmasları yarığa atmış, sular çekilmemiş; altınlarını atmış, çekilmemiş; atının üzerinde bu töreni yöneten kralın büyük oğlu Anhoros kızarak atını sürünce sular çekilmiş ve kıralın en değerli varlığının oğlu Anhoros olduğu anlaşılmıştır [s.77]. III. Midas’ın bir heykeli, onun bütün Anadolu’ya hâkim olduğunu ve deniz kavimlerinin ona hayran hayran baktıklarını anlatır (Gönçer, 1971: 77, 80).
Anadolu, Anadolu [Asya] eyaleti; Deniz kavimleri, Midas’ın kavmi dâhil Eğirdir Gölü çevresindeki kavimlerdir.
Füruzan Kınal, “şimdi de çeşitli vesikalarda Arzava memleketleri olarak gösterilen Arzava, Hapalla, Seha nehri memleketi Mira ve Kuvalya beyliklerinin coğrafî mevkilerini tayine çalışalım” (1953. 11); “buna göre Mira ve Kuvalia memleketleri için en elverişli yer olarak Batı Anadolu’daki Göller Bölgesi düşünülebilir” der (Kınal, 1953: 20).
“Firikya’nın en ünlü kentlerinden olan Kelainai’a varılır. Hitit metinlerinde adının Kuwalija olarak geçtiği sanılan kentin, Midas tarafından kurulduğuna inanılır (Sevin, 2001: 205).
Kuwa-İla, Luwi dilinde "Güzel-Boğaz" demektir (Anna, 1996: 449, açık.2).
Seha nehri, Orta Menderes; Mira, Barla Boyalı önü; Kuvalia ise Kemer Boğazı’nda olup, adı bilahare Kelainai olacaktır. Güzel-Boğaz değil, Kutsal-Boğaz olmalıdır, zira her kutsal güzeldir ve burası Kemer Boğazı’dır. Kelainai, Dinar’da değil, Kemer Boğazı’ndadır. Eteğinden ünlü Marsyas ırmağının çıktığı "her yanı dik bayır Kelene Hisarı” (Arrianos, 1945: 66) ise, Kemer Boğazı’nın dokuz km şarkındaki Yenicesivrisi’dir. Bu efsanelere bakarak Karun’un Hz. Musa devrinde Kemer Boğazı bölgesinde kırallık yapmış olduğu düşünülebilir ve Lydia Kıralı Krezeus [MÖ 585-547] için Karun denilmesi de, Kemer Boğazı bölgesinde yaşamış bir kıral veya yönetici [Karun] ile ilgili olabilir.
Mısır- Küçük Firikya İlişkileri
Sebebini bilmem, Eğirdir Gölü civarının 36 asırdır, belki daha çok Mısır ile ilişkileri var. Eğirdirli S. Şükrü: “Bu iklime ilk defa gelip mesken tutan Benî Sam’dan Lidyon’dur. Eğirdir’e Irak ve Suriye taraflarından gelen ve Zarius- Karius namın putlara kurban kesen Lid kavmi, MÖ 2200’de Eğirdir’de ilk kaleyi inşa etmiştir. MÖ 1556’da Atina şehrini bina eden Mısır muhacirlerinin reisi Mısır-Tanta’lı Şirkup’tur. Lidyon’dan Fricyatü’s-Sagir meliki Bilobis bin Tantal [Tantalos oğlu Pelops], MÖ 1200’de kendi evlâdını Eğirdir’deki puthânede kurban etmiştir-“ der (Süleyman Şükrü, 2013: 8-9, 32-33). Afet İnan, Füruzan Kınal ve W. M. Ramsay ise şöyle derler.
[Eğirdir Gölü veya Deniz çevresindeki] Deniz kavimleri Anadolu’yu ve Kıbrıs’ı istilâ ettikten sonra, Suriye’de Amurru’ya inmiş; Mısır üzerine yürümüşlerdi. III. Ramses muvaffakiyetle karşı koymuş; Mısır’ı deniz kavimlerinin istilâsından kurtarmıştır. Filistler [Pelasglar], bu gün Filistin denilen yere yerleşmiş; adlarını bu bölgeye vermişlerdir (Afet İnan, 1987: 120). II. Ramses [öl. MÖ 1213], Mira beyine mektup göndermiştir (Kınal, 1953: 29).
Philadelpheia'nın Attalus Philadelphus tarafından tesis edildiği muhakkaktır. Joannes Lydus, ismi Ptolemy Philadelphus ile alâkadar zannederek şehri Mısırlıların bina ettiklerini söylemişse de yanlıştır. Mabet ve ayinlerinin çokluğundan dolayı buraya Küçük Atina derlerdi. Sıcak kaplıcaları o zamanda meşhurdu; el'an da kullanılmaktadır: Bizans'ın son devirlerinde Türklere karşı olan hudut üzerinde kuvvetli ve muharip bir istihkâmdı. Sikkelerine nazaran bu şehir, Flavia yahut Flaviopolis ismini taşıdığı anlaşılmaktadır (Ramsay, 1960: 130).
Lydia, Karia ve İon [İyon, Yonan] isimleri, Kemer Boğazı bölgesinde önceden varlardı ve daha sonra Batı’ya da taşınmışlardı. Beni Sam ve Lidyon için Villani’s Chronicle, 1.Kitap, s.7’de; “Asya bölgesine, ilk sâkini Beni Yafes Friga'nın adından gelen Frigya [Frigia] eyaletine geldi” denir. “Deniz kavimleri, Anadolu ve Kıbrıs’ı istilâdan sonra” ifadesi, “Deniz kavimleri, Eğirdir Gölü’ndeki Alaşia [Nis] adası ve Anayol üzerindeki yerleri istila ederek” olmalıdır. Fricyatü’s-Sagir, Küçük Firikya olup, Sultan, Anamas ve Barla dağlarıyla çevrili Eğirdir, Uluborlu, Yalvaç bölgesidir. Filistler, Kemer Boğazı’nın batı yakasındaki Pelasglar’dır. Pelops adı, Kemer Boğazı’nın şarkı ve Marsyas nehri ve Anayol kıyısındaki Pelopeia [Thyateira, Semiramis, Arkadiopolis] adında yaşamıştır (Ramsay, 1960: 130). Mira, Kemer Boğazı’nın 4-5 mil güneyi ve Barla-Boyalı önündedir. Mısır muhacirlerin reisi Şirkup’un bina ettiği Atina [Küçük Atina], Philadelphia; Antiocheia ve Flaviopolis gibi adları olan Yalvaç-Masır Mahallesidir. Küçük sıfatı, Küçük Firikya’da bulunduğu için olup, Küçük Arzava adıyla ilgili olmalıdır. Hülâsa şehri Mısırlıların bina ettiği doğrudur.
Mısırlı Muhacirlerin reisi Şirkup kimdir?
Şirkup adını, el- Ezher mezunu Mısırlı Velid b. Ramazan Hocaya sordum:
“Şirkup” adı, bu şekliyle klasik Arapça kaynaklarda da, geleneksel İbranice biçimlerinde de bilinmemektedir. Büyük ihtimalle Arapça veya İbranice değil, Türkçe / Latince’ye aktarılmış eski bir Mısır [Firavun dönemi] isminden türemiş, ya da ondan bozulmuş bir ad. A. Arapça açısından: Şirkup / Şerkup kalıbında bilinen bir Arapça kök yok. Arapça özel isim yapılarına uymaz. Arapça isim sözlüklerinde bu ada rastlanmaz. B. İbranice açısından: Geleneksel İbranice ad yapılarıyla [–el / –yah / –on gibi] benzerlik göstermez. Bilinen Tevrat kökenli isimlerle bağlantılı bir biçimi yok. C. Mısır [Firavun dönemi] kökeni olma ihtimali: Bu ismin, eski bir Mısır adının yabancı dillerdeki [Yunanca / Türkçe] bozulmuş hâli olması daha güçlü ihtimaldir. Eski Mısır isimleri Yunanca ve diğer Avrupa dillerine aktarılırken önemli ölçüde değişiklik gösterir [misal Khufu → Cheops]. I. İsim neden eski Mısır kökenli görünüyor? “Şirkup” adı Avrupalıların [Yunan ve Latin yazarların] firavunların veya önemli Mısırlı rahiplerin adlarını telaffuz ederken ortaya çıkan formlara benzemektedir. Eski Mısırlıların isimleri başka dillere aktarıldığında büyük ölçüde değişmiştir: Djedfre → Ratoises, Horemheb → Haremhab, Thutmose → Thutmosis. Bu kuvvetli bozulma örneklerine Arapça ve Osmanlıca kaynaklarda da rastlanır. II. İsmin yeniden yapılandırılmasına dair muhtemel senaryolar: Olasılık 1: Khop / Khep / Kebu gibi bir Mısır kökünün bozulmuş hâli eski Mısır dilinde sık görülür. Ḫp / Khep / Khub / Kub. Bunların önüne gelen “Šer / Šar / Ser” benzeri bir önek, zamanla “Şer/Şir” biçimine dönüşmüş olabilir. Dolayısıyla “Šer-ku(p)” şeklinde bir ad, “Šer/Šar + Kheb/Kub” bileşiminden bozulmuş olabilir. Bu tür bileşik yapılar firavun dönemi rahip ve devlet görevlisi adlarında görülmektedir. Olasılık 2: Bilinen bir firavun veya tanrı adının farklı dillere geçirilmiş biçimi bazı Mısır adları İbranice, Yunanca veya Latince’ye aktarılırken çok farklı hâllere dönüşmüştür. Seker [Eski Mısır tanrısı] → Seker-Keph → Sokar. Bu ad Osmanlıca veya Türkçeye geçerken Şerkup / Şerkef gibi bir forma dönüşmüş olabilir. Dolayısıyla “Şirkup” adının kökeni Seker / Sokar gibi köklere dayanıyor olabilir. Olasılık 3: Osmanlı döneminde bozulmuş bir Kıptî [Koptik] isim, Kıptîce bazı isimler -oub / -op / -ob ile biter; bunlar Türkçeye -up / -op şeklinde geçmiştir. Anoub → Anup, Jacob → Yakup. Bu nedenle “Şirkup” ismi, aslında Šer-kob / Šer-koub / Šer-kop gibi bir Kıptî adın Osmanlıca/Türkçe telaffuzu da olabilir.
Bu açıklamadan Şirkup’un, firavun dönemine ait Mısırlı bir rahip veya mühim bir kişi olduğu anlaşılmaktadır. Hz. Hızır’ın Yalvaç-Antakya’daki [eski adı Küçük Atina / Masır] yıkılmak üzere bulunan bir duvarı onarması ile Mısır muhacirlerinin reisi Şirkup’un Yalvaç-Atina [Masır] kentini bina etmesine tefsir âlimlerinin dikkatlerini çekerim.
Kemer Boğazı çevresindeki bazı isimler ve âdetler
Peçenek'ler, Çorlu'ya [Şuhut-Çoru olacak] doğru ilerlemekte idiler; İmparatorun onlardan önce davrandığını öğrenince, o kentin yakınından geçen çayı aştılar -buna yörede Xerogypsos [Kuru Kireç] deniyor [1]-, sonra çay ile kent arasında ordugâh kurdular. Gece çöktüğünde, Homeros'a Mousa'sının [2] dediği üzere [3], bütün gece herkes uyudu, ama Alexios, gece boyunca uyanık kaldı (Anna, 1996: 239). l) Şimdi: Çorlu Çayı. 2) "Homeros'un esinlenme aldığı perinin" demek istiyor. 3] İliada II'de 1-2. Umar yanılıyor: Çorlu çayı değil, Şuhut-Kali çayı olacak.
Makabi'ler, Seleukos kralı IV. Antiokhos’un Hellenleştirme uygulamasına karşı ayaklanan fanatik Musevilerdir. Kendisine Makabi sanı verilen, İÖ 166-161’lerdeki ayaklanmaya önderlik etmiş olan kişi dolayısiyle ayaklanmacılara Makabi'ler denmişti ki, Alexios zamanı [1081-1118] bunlar da vaftiz oldular (Anna, 1996: 475 ve açık.2).
Anna Komnena’da geçen Kuru Kireç, Mousa [Musa] isimleri için, Çay-Karamıkkaracaören köyü sınırında ve Şuhut-Kali çayı üzerindeki bir Roma köprüsüne “Kuru Musa” denilmesi ilginçtir. Zira Şuhut adı, İbn Hordazbih [847] ve el-İdrîsî’de [1100-1165] Hısnu’l-Yahud, Anna Komnena’da Ebraϊke [Yahudi], İbn Bîbî’de ise Cuhud geçer. Gelendost-Keçili köyünde Çıfıt [Cuhud] öreni olup, bir zamanlar bölgede ciddî bir Yahudi varlığı varmış. Gelendost ve Yalvaç’ta Hamursuz yapılır. Şuhut-Efeköy’de de yapılır, ama Hamırsı denir. Şarkîkaraağaç, Senirkent, Isparta ve Isparta’nın diğer ilçelerinde bu âdet yok. Hamur veya Hamır, kurumuş mayalı hamur, yâni mayadır. Hamursuz, maya katılmadan yapılmış ekmek olup, bunun Yahudilere ait Hamursuz ile bir ilgisi var mı bilmiyorum.
Hz. Hızır ile Hz. Musa’nın bulundukları yerler neresidir?
Bu konuda M. Hamdi Yazır’ın tefsirine bakacağız. Hz. Hızır ile Hz. Musa olayı Kehf Suresinde geçer. Ashâb-ı Kehf’in kalesi Efes, Gelendost-Hüyük iskelesi önü olup, göl sularının çekilmesiyle kent kalıntıları ortaya çıkmıştır. Mağara ise, Gelendost-Yakaköy Karain. Gelendost ovasından 525 m yüksekteki Karain, kuş uçumu Efes’e 9 km, Filadelfiya’ya [Alaşehir: Yalvaç] 26 km’dir. Habib-i Neccar olayının Yalvaç’ta vukûbulduğuna dair zerre şüphem kalmadı. Burada Eğirdir ve Hoyran gibi iki deniz ile Seha [Menderes], Marsyas ve Orgas ırmaklarının varlığı ilginçtir.
Hz. Hızır ile Hz. Musa hakkında Kur’an-ı Kerim’de yer bildiren ayetleri, mealen aşağıdaki gibi kısaltarak aldım:
A.60. Ey Muhammed! Bir vakit Musa genç adamına demişti ki: İki denizin birleştiği yere ulaşana kadar [senelerce] gideceğim.
A.61. İkisi de iki denizin birleştiği yere vardıklarında balıklarını unuttular. Bu arada balık, denizde yolunu bulup kaybolmuştu.
A.62. İki denizin birleştiği yeri geçtikleri zaman, Musa genç arkadaşına: "Kuşluk yemeğimizi getir. Epey yorulduk" dedi.
A.63. Adam: Gördün mü, kayaya sığındığımız vakit doğrusu ben balığı unutmuşum. O denizde garip bir yol tutup gitmişti.
A.64. Musa da: "İşte aradığımız o idi." Bunun üzerine izlerine dönüp gerisin geri gittiler.
A.65. Nihayet kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş ve tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.
A.71. Bunun üzerine ikisi beraber yürüdüler. Nihayet gemiye bindikleri zaman, o kul [Hızır] gemiyi deldi.
A.74.Yine gittiler. Nihayet bir erkek çocuğa rastladıklarında Hızır hemen onu öldürdü.
A.77. Bunun üzerine yine yürüdüler. Nihayet bir köy halkına varıp onlardan yemek istediler. Ancak köy halkı onları misafir etmekten kaçındılar. Derken orada yıkılmak üzere olan bir duvar buldular. Hızır hemen onu doğrulttu.
M. Hamdi Yazır tefsiri: Hz. Musa’ya hizmet eden genç Yuşa b. Nun. Hz. Musa’dan daha bilgili Hz. Hızır ise, iki denizin birleştiği yerde, kayanın yanı ve balığın kaybolduğu yerdedir. İki denizin birleştiği yer, bir Boğaz. Biz buna Kemer Boğazı diyoruz, ancak iki denizi, iki ırmak anlarsak; iki denizin birleştiği yer, ya Marsyas nehrinin veya Yalvaç çayının [Orgas] Orta Menderes’e [Seha nehri] döküldüğü yerdir. Bu yer Mısır’a, Anayol, Suriye ve Filistin üzerinden yaklaşık üç aylık bir yoldur. Daha sonra Deniz kavimleri, bu yolu kullanarak Mısır üzerine yürüyeceklerdi.
Hz. Musa, gençle birlikte Hızır’ı bulmak için Anayol’u takiple Küçük Firikya [Küçük Arzava] bölgesine geldiler. Bu bölgede Hz. Musa, Genç ve Hz. Hızır’ın takip ettikleri yol için, Eğirdir ve Hoyran gölleri ile ikisi arasındaki Kemer Boğazı ve Orta Menderes ile Yalvaç çayı, Marsyas nehri ve Yalvaç-Masır arasında birçok ihtimal üretilebilir. Deniz, eski Eğirdir ve Hoyran gölleri olabileceği gibi, iki göl arasındaki Orta Menderes [Seha] ve Marsyas nehri de olabilir. Zira tarihî kaynaklar, bu iki ırmak üzerinde gemi çalıştığını bildirir. Yalvaç-Antakya halkı, asırlar sonra St. Pavlos ve St. Barnabas’ı taşladığı gibi, Yalvaç-Masır halkı da, Hz. Hızır ve Hz. Musa’ya karşı da iyi davranmamışlardı, ama yine de Hz. Hızır, bu şehirdeki [Yalvaç-Masır] yıkılmak üzere olan bir duvarı [evi] tamir etmişti.
Anadolu ilindeki ilk yedi Hıristiyan kilisenin Küçük Firikya’da [Kutsal Firikya’da]; Ashâb-ı Kehf’in kalesi Efes’in, Gelendost-Hüyük İskelesi yanı; mağarasının Gelendost-Yakaköy-Karain; Philadelphia’nın, Yalvaç-Antakya olması ve Hz. Hızır ile Ashâb-ı Kehf olayının aynı surede geçmeleri ilginç değil mi? [bk.Har.1: Asia / Anatolikon eyaleti].
Tarihi metinlerden MÖ 16. Asırda Mısır’dan Küçük Firikya’ya, üç asır sonra, MÖ 13. Asırda da Küçük Firikya ve yakınında oturan Deniz kavimlerinin Mısır’a göçtükleri, bu göçler sırasında Mısır’da vukûbulan olaylardan Eğirdir bölgesinin, Eğirdir bölgesinde vukûbulan olaylardan da Mısır’ın haberdar olduğu anlaşılmaktadır. Bu dönemde [MÖ 16. Asır ile MÖ 13. Asır arası], Hz. Musa’nın, Eğirdir ve Yalvaç bölgesine gelmiş olması ihtimal dâhilindedir. Buna ek olarak, Hz. Musa’nın Filistin’e [Pelasg] geldiği rivayeti, fikrimizi destekler. Zira Kemer Boğazı civarında oturan Pelasglar, daha sonraları Deniz kavimleriyle birlikte Mısır’a göçecek; sonra Filist [Pelasg] bölgesine yerleştirilecek ve bölge Filistin adını alacaktır. Tekrar edersek; Hz. Musa’nın geldiği Filistin, Kemer Boğazı civarı olmalıdır.
Sonuç
Bu makalede MÖ 1556’da Yalvaç-Atina [Masır] şehrini bina eden Mısır muhacirlerinin reisi Şirkup ile hemen hemen aynı yıllarda Yalvaç-Antakya’da [Masır] yıkılmak üzere olan bir evi tamir eden Hz. Hızır ve Hz. Musa üzerine, bir tarihî coğrafya çalışmasıyla dikkat çekmeye çalıştım. Umarım yararlı olmuştur.
.
Ramazan Topraklı, dikGAZETE.com
Kaynaklar ve Tetkik Eserler
Anna Komnena (1996): Alexiad, Malazgirt’in Sonrası, Çeviri: Bilge Umar, İnkılâp Kitabevi-İstanbul.
Gönçer, Süleyman (1971): Afyon İli Tarihi, Cilt: 1, Karınca Matbaacılık ve Ticaret Kollektif Şirketi-İzmir.
İbn Hordadbih (2008): Yollar ve Ülkeler Kitabı, Çev. Murat Ağarı, Kitabevi-İstanbul.
Homeros (Mart 2014): İlyada (Ίλіάς), Çeviri: Azra Erhat- A. Kadir, Türkiye İş Bankası yayını-İstanbul.
İnan, Afet (1987): Eski Mısır Tarih ve Medeniyeti, 2. Baskı, Türk Tarih Kurumu Basımevi-Ankara.
Kınal, Firuzan (1953): Arzava Memleketlerinin Mevkii ve Tarihi, Türk Tarih Kurumu Basımevi-Ankara.
Ramsay, W. M. (1960): Anadolu’nun Tarihi Coğrafyası, Çeviri: Mihri Pektaş, MEB-İstanbul.
Sevin, Veli (2001, 2013): Anadolu’nun Tarihi Coğrafyası I, Türk Tarih Kurumu-Ankara.
Süleyman Şükrü (2013): Seyahatü’l-Kübra, Yay. Haz. Hasan Mert, Türk Tarih Kurumu-Ankara.
Topraklı, Ramazan (2023): “Değişen Coğrafya ve Arzava Memleketleri (Merhume Füruzan Kınal anısına)”, erişim 20 Kasım 2025.
https://www.academia.edu/106738001/DE%C4%9E%C4%B0%C5%9EEN_CO%C4%9ERAFYA_VE_ARZAVA_MEMLEKETLER%C4%B0
Topraklı, Ramazan (03 Kasım 2025): “Kemer Boğazı’ndaki Etrüskler İtalya’ya nasıl gitti?”, DikGazete, erişim: 20 Kasım 2025.
https://www.dikgazete.com/yazi/kemer-bogazi-ndaki-etruskler-italya-ya-nasil-gitti-8369.html

Har.1: Asia [Anatolikon] eyaleti, Eğirdir ve Beyşehir göllerinin eski hâlleri, Küçük Firikya [Firikya Epiktetos], Kıral Yolu, diğer tarihî yollar ve tarihî kentler.