Yeni yıl yazısı

Yeni yıl yazısı

Yeni yıl yazısı

Küçük ama ağır

Bazen insanı yerinden oynatan şeyler büyük olanlar değildir.

Bir gürültü, bir kopuş, yüksek bir ses değil.

Daha çok sessiz bir temas olur bu; adı kolay konmayan ama izi uzun süren.

Bir bebeğin avucunu kapatması gibi.

Küçücük bir el, insanın içini bütünüyle doldurur.

O an, az olanın hafif olmak zorunda olmadığını hatırlarız.

Küçük bebekleri bu yüzden severiz belki.

Onlarda henüz dağılmamış bir hâl vardır.

Duygular bölünmemiş, varlık tek parça durur.

Ne fazlalık hissi vardır ne de savunma.

Küçük olan, çoğu zaman tamamlanmış olandır.

Henüz çoğalmadığı için seyrelmemiştir.

Bir niyet gibi durur hayatta; sade ama yoğun.

İnsan büyüdükçe çoğalır.

Söz artar, anlam incelir.

Duygular genişler, temas daralır.

Oysa bir bebeğin sesi yüksektir —

işitildiği için değil, hissedildiği için.

Belki de küçük şey yoktur.

Sadece henüz alışılmamış olan vardır.

Gözümüz kalabalığa alıştığı için, sessiz olanı fark etmekte gecikiriz.

Yaratılışa dikkatle bakınca bu daha iyi anlaşılır.

Her şey küçükten başlar.

Bir hücreyle, bir nefesle, bir anla.

Sonra yavaş yavaş genişler; acele etmeden. 

Allah’ın üslubu da böyledir.

Gösterişsiz, sakin ve derin.

Kalabalıkla değil, süreklilikle ilerler.

Bir tohumu toprağa bırakır; gerisini zamana ve hikmete emanet eder.

Biz çoğu zaman büyüklüğü görünürlükte aradık.

Oysa hakikat, görünmeden iş görür.

Kalp gibi.

Niyet gibi.

Dua gibi.

Bir dua, sesini yükselttiğinde değil, içte yerini bulduğunda tesir eder.

Az olan bazen daha ağır gelir.

Çünkü telafi değildir.

Eksiklikten doğmaz.

Olduğu hâliyle yeterlidir.

Bazen tek bir bakış yeter.

Bir susuş.

Bir “buradayım” hissi.

Uzun cümlelerin yapamadığını yapar.

İnsan çok konuşup hiç değmeyebilir.

Bazen tek bir kelime söyler ve orada kalır.

Bebekler bu yüzden sarsar bizi.

Onlarda rol yoktur.

Hikâye yoktur.

Sadece varlık vardır.

Belki de insanın en çok unuttuğu şey budur:

Bir şeye dönüşmeden de olabilmek.

Yeni bir yıla girerken, belki de bize lazım olan şey daha fazla büyümek değildir.

Daha çok istemek, daha yüksek sesle konuşmak da değil.

Biraz daha yoğunlaşmak.

Az konuşmak ama doğru yerden.

Az tutmak ama hakkıyla.

Az istemek ama derinden.

Küçüğün etkisini fark eden insan, hayatı zorlamaz.

Gürültüyle ilerlemez.

Bir adımı hissederek atar, bir nefesi fark ederek alır.

Ve zamanla şunu sezer:

Büyük olan çoğu zaman sessizdir.

Gürültü bize aittir.

Belki bu yıl biraz daha küçük yaşayalım.

Daha sade ama daha sahici.

Daha dar ama daha derin.

Çünkü ağır olan küçük şeyler vardır.

.

Arzu Leyal, dikGAZETE.com

...