- 06-01-2026 00:10
- 2123
-Nicolas Maduro, Venezuela Cumhurbaşkanı
Venezuela; Güncel jeopolitik ve Moskova'dan bakış
Venezuela, bugün salt bir iç siyasal kriz değil de uzun yıllardır yürüyen uluslararası güç mücadelesinin somut bir tezahürüdür desek yerinde bir yorum yapmış oluruz.
Yeni yıl ile birlikte ABD güçlerinin düzenlediği operasyonla Nicolas Maduro ile eşi yakalayıp ülke dışına çıkardı. Bu gelişmelerin ardından Latin Amerika’daki jeopolitik gerilimin en şiddetli hale geldiğini söyleyebiliriz.
Bu olay, yalnızca Venezuela’yı değil küresel siyasal sistemin doğasını da yeniden tartışmaya açtı.
Amerikan operasyonunun anlatıldığı versiyona göre, Amerikan özel kuvvetleri, kritik noktaları hedef almış, Maduro yatakta yakalanmış ve Trump tarafından “Venezuela’yı biz yöneteceğiz” ifadesiyle dünyaya açıkça mesaj verilmiştir. Bu durum, ABD’nin bölgedeki hegemon pozisyonuna vurgu yapma arzusunu ortaya koysa da uluslararası ilişkilerde gerçekçi değerlendirmeler bu tür tekil askeri eylemlerin salt “zafer” olarak tanımlanmaması gerektiğini söyler.
ABD yönetiminin argümanlarına göre, operasyon Venezuela’yı hem “uyuşturucu kaçakçılığı” ithamı üzerinden meşrulaştırmış hem de enerji kaynaklarını kontrol etme hedefini gizemli bir dille formüle etmiştir. Ancak böyle bir strateji yalnızca askeri bir müdahale değildir; daha ziyade uluslararası kamuoyuna, bölgedeki rakiplerine ve içerideki bölünmüş muhalefete yönelik siyasi ve psikolojik bir mesajdır.
Sosyal medyadaki paylaşımlar, Venezuelalı halkın tepkisinin homojen olmadığını gösteriyor: Bir kısım halkta “kurtuluş” duygusunun ifadesi olduğu iddia edilirken; diğerleri ise gerçek tepkilerin henüz belirgin olmadığını, bilgi kirliliğinin patladığını belirtiyor.
Bu durum, iç siyasetteki derin ayrışmanın devam ettiğini ve dış müdahalelerin halk tabanında bile çok farklı algılamalara yol açtığını gösteriyor.
Venezuela’nın dünya petrol rezervleri, stratejik maden yatakları ve Orinoco gibi kritik enerji bölgeleri, bu ülkeyi sadece bölgesel bir aktör olmaktan çıkarıp, küresel güç rekabetinin odak noktalarından biri hâline getirmiştir. Hugo Chavez döneminden itibaren ulusal petrol gelirlerinin halk için kullanılması ve ABD merkezli şirketlere kapıların kapatılması, Caracas’ı Washington için bir “kırmızı çizgi” haline getirmişti.

-Hugo Chavez, Venezuela eski Cumhurbaşkanı
Bu noktada önemli bir gerçek ortaya çıkıyor: Bir devletin iç siyasi tercihleri ne olursa olsun, kaynaklarının uluslararası güç dengeleri açısından stratejik değeri, dış müdahalelerin nedenlerini anlamak için kritik önemdedir.
Caracas'ın sıkı müttefiklerinden Moskova ise Venezuela’yı çok kutuplu dünya söyleminin bir parçası olarak görüyordu. Rusya'nın mevcut durumda doğrudan askeri müdahale kapasitesi yoktur ve böyle bir girişim ne uluslararası hukuka uygundur ne de mevcut jeopolitik denkleme uygun bir rol oynar. Rusya’nın daha ziyade diplomatik destek, sınırlı ekonomik çıkarlar ve Batı hegemonyası karşısında sembolik varlık gösterme stratejisi öne çıkıyordu.
Çin ise pragmatik rasyonalitesini korumaktadır: Venezuela’yla petrol karşılığı kredi gibi ilişkileri, petrol üretiminin düşmesi, yaptırımlardan doğan risklerin artması nedeniyle sürdürülebilir bulmamış, bu nedenle ilişkide mesafe politikası izlemiştir. Bu da büyük güçlerin beklendiği gibi “ittifaklar” değil, çıkar ve risk hesapları üzerinden davranacağını göstermektedir.
ABD’nin askeri operasyonları, uluslararası hukukun sınırlarını zorlamaktadır. Bir devlet liderinin başka bir ülke topraklarından çıkarılarak adli süreç için başka bir ülkeye götürülmesi, egemenlik ve içişlerine dokunulmazlık ilkelerine aykırıdır. Bu durum, uluslararası hukukun tartışmalı bir noktasını açığa çıkarmaktadır: Güçlü devletler, hukuk normlarını gerektiğinde kendileri için esnetebilirler.
Bu bağlamda Venezuela’nın yaşadığı kriz, yalnızca bir devletin lider değişimi veya iç siyasî dönüşüm değildir; uluslararası hukukun, egemenlik ilkelerinin ve küresel güç rekabetinin yeniden tanımlandığı bir ortamın parçasıdır.
Sıkça dile getirilen “ABD bir gecede Venezuela’yı kontrol etti”, “Rusya sattı”, “Çin terk etti” gibi söylemler, nesnel gerçeklikten uzaktır. Büyük güçlerin, dış politikalarda izledikleri stratejiler, koşullara, çıkar hesaplarına ve risk değerlendirmelerine dayalıdır. Bir aktörün kısa vadeli pragmatizmi, onun uzun vadeli bir ittifaktan vazgeçtiği anlamına gelmez; sadece mevcut jeopolitik ortamda rasyonel davranmak zorunda olduğunu gösterir.

-Venezuela Cumhuriyeti Bayrağı
Venezuela’da yaşananlar, küresel siyaset teorilerinin, gerçek güç dengelerinin ve jeopolitik çıkarların çarpıcı bir kesişimidir. Salt ideolojik ya da duygusal açıklamalar, bu karmaşık dinamikleri kavramada yetersiz kalır. Bir devletin egemenliği, dış müdahaleler ve küresel güç yarışının birbiriyle çatıştığı bir dünyada; Venezuela, yalnızca bir ülke değil, uluslararası sistemin kırılma noktalarından biridir.
.
Ünver Sel, dikGAZETE.com
-Kırım Tatar Kültür Dernekleri Federasyonu (KTDF) Genel Başkanı, Kırım Kalkınma Vakfı Başkanı, Uluslararası Kırım Dostları Derneği Başkanı, Uluslararası Rusofili Hareketi Kurucu ve İcra Kurulu Üyesi, Nogay Kalkınma ve Kültür Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı, Vietnam Eğitim ve Dostluk Derneği kurucu üyesi ve Eş Başkanı-