Rıza Kayaalp’in mücadeleden sonra sarf ettiği sözler, adeta başarı hikâyesinin ne tesadüf ne de sıradan olmadığının özetiydi. Lopez için "Bir efsaneyi bitirdim..." derken "O yaşlıydı ben gençtim. Bana ayak uyduramadı" sözlerinin değeri, sporda başarıyı arayanlar için oldukça önem taşıyordu. Başarı adına yol katetmek isteyenler, Kaf dağı efsanesini unutup, Rıza Kayaalp’in hayat azmini-çalışkanlığını, kısaca başarı-hayat hikâyesini araştırıp kendilerine örnek almalılar.
Selçuk Çebi. Dünya Şampiyonası’nda ismini ‘altın’ madalyaya yazdıran diğer sporcumuz. Tıpkı Rıza Kayaalp gibi onun da sporculuk hayatı başarılarla dolu. Çebi’nin finalde Belaruslu güreşçiyi 3-0 gibi net bir skorla yenmesi, onun başarı çıtasını gitgide yükselttiğinin tesadüf olmadığını gözler önüne seriyordu.
Hain terör saldırılarına karşı güreşten-futbola, hentboldan-basketbola, tüm spor branşlarında ortak hüzün, duygusal paylaşımlar vardı. Ülkenin dört bir yanında yer alan kulüp ve sporcuların, güvenlik güçlerimize kalleşçe yapılan saldırılar karşısında tepkisi sürüyor. Kaybettiğimiz vatan evlatları geride hüzün-gözyaşı bırakırken, ortak değerlerimiz etrafında sıkı sıkıya sarılmamıza neden oluyordu. Çünkü, insanlıktan nasiplenmemiş canilere karşı, insanlığımız bunu gerektiriyordu...
Yaşamak istemediğimiz bugünün dersi-hüznü, inşallah yarının ‘huzuruna’ haberci olur. Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in "Zindandan Mehmede Mektup" şiirinin dizelerinde dediği gibi "... Yarın elbet elbet bizimdir. Gün doğmuş, gün batmış ebed bizimdir." İnşallah...