?>

ABD, Irak ve Suriye’den ordusunu çekiyor! Kontrol Türkiye'de!

Ömür Çelikdönmez

14 saat önce

ABD, Irak ve Suriye’den ordusunu çekiyor! Kontrol Türkiye'de!

Orta Doğu, Cihanşümul Kadim Türk Devlet geleneğinin küresel hâkimiyet vizyonunda stratejik bir ağırlık merkezidir. Bölgedeki son gelişmeler, ABD’nin Irak ve Suriye sahasındaki askerî varlığını tasfiye etmeye başladığına işaret etmektedir.

ABD’nin 'Homeland Defense' doktrini Irak ve Suriye’yi vurdu…

​Söz konusu çekilme süreci, ABD’nin 'Homeland Defense' (Anavatan Savunması) merkezli yeni savunma doktriniyle doğrudan ilintilidir. Pentagon’un stratejik hamleleri, küresel askerî projeksiyonda temel bir eksen kaymasını temsil eder. Bu paradigma değişimi, ABD’nin müdahaleci dış güvenlik anlayışından feragat ederek, savunma refleksiyle kendi kıta sahanlığına ve hayati altyapı şebekelerine odaklandığını kanıtlamaktadır.
ABD, Suriye’de Kürt güçlerine verdiği askerî desteğin sona erdiğini işaret ederken, bu yapılara merkezi yönetimle entegrasyon çağrısında bulunması uluslararası kamuoyunda şaşkınlıkla karşılandı. ABD’li üst düzey bir diplomat, Şam yönetiminin sunduğu imkânların, iç savaş koşullarında Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) sahip olduğu yarı özerk yapıdan çok daha ileri bir perspektif sunduğunu ifade etti.

Gerdeğe neyle girilmezmiş?

YPG/SDG yapılanmasının sahadaki etkinliğini büyük ölçüde kaybetmesi ve Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara’nın ülkenin kuzeydoğusunda kontrolü yeniden tesis etmeye yönelik hamlelerinin ardından Washington, Amerikan birliklerinin Suriye’den tamamen çekilmesini ciddi biçimde değerlendirmeye aldı. Temmuz ayında Pentagon tarafından yapılan açıklamaya göre, ABD’nin Suriye’de yaklaşık 1.500 askeri bulunuyor.
ABD’li yetkililer, el-Şara yönetiminin kuzeydoğu Suriye’de Amerikan destekli Kürt liderliğindeki milislerden kontrolü geri alma girişimlerinin, bu karar sürecini hızlandırdığını belirtiyor. Bu adım hayata geçirilirse, eski Başkan Barack Obama’nın 2014 yılında iç savaşa müdahaleyle başlattığı ve yaklaşık on yıldır süren Amerika’nın Suriye operasyonu sona erecek.
Söz konusu gelişmeler, Şaraa hükümetinin hafta sonu düzenlediği ve SDG’nin neredeyse tamamen dağılmasına yol açan hızlı askerî operasyonla eş zamanlı gerçekleşti. Operasyonun ardından Şam yönetimi, bölgede faaliyet gösteren silahlı gruplara dağılma ve merkezi otoriteye bağlanma çağrısında bulundu.
ABD’nin Suriye’deki Kürt milislere verdiği askerî desteği sonlandırması ve bölgedeki üslerini tahliye etmeye hazırlanması, Washington-Ankara ilişkileri açısından tarihi bir dönüm noktası niteliği taşıyor. Uzun yıllardır Türkiye ile ABD arasındaki en ciddi diplomatik kriz ve güvenlik sorunu, ABD’nin Suriye’nin kuzeyinde YPG/SDG unsurlarına verdiği destekti.
Bu desteğin kesilmesi ve Amerikan askerî varlığının sona erdirilmesinin gündeme gelmesi, ABD’nin bölgesel önceliklerini yeniden tanımladığını ve Türkiye ile stratejik müttefikliğe yeniden ağırlık verdiğini ortaya koyuyor. Sahadaki dengelerin değişmesi ve Ahmed el-Şara liderliğindeki yeni Suriye yönetiminin güç kazanması, Türkiye’nin uzun süredir dile getirdiği güvenlik tezlerinin doğruluğunu teyit eder nitelikte.
Washington’un bölgedeki silahlı yapılara “merkezi yönetimle entegre olun” çağrısı yapması, bu grupların artık ABD açısından stratejik bir ortak olarak görülmediğinin açık göstergesi. Bu gelişme, iki müttefik arasındaki en büyük engelin ortadan kalkmasıyla birlikte, Türkiye-ABD ilişkilerinin daha sağlam ve gerçekçi bir stratejik zeminde yeniden inşa edilmesinin önünü açacaktır.

Kuzey Irak Kürt Yönetimi neden telaşlandı?

SDG/YPG güçlerinin, Suriye Arap aşiretlerinin yıldırım hızıyla başlattığı askerî operasyonlar karşısında önce Halep’te, ardından diğer yerleşim bölgelerinde tutunamaması, ABD’li yetkilileri bir kez daha SDG seçeneğine verdikleri desteği gözden geçirmeye yöneltti. Sahadaki dengeler hızla değişirken, bu yapıların askerî ve siyasî açıdan sürdürülebilir olmadığı net biçimde ortaya çıktı.
İlk aşamada Washington, SDG’ye verdiği desteği sonlandırdığını açıkladı. Bunu takiben, ABD’nin Suriye’deki askerî üslerinden çekilmeyi değerlendirdiği ve sahadaki varlığını sona erdirmeye hazırlandığı duyuruldu. Bu gelişme, uzun süredir kurgulanan stratejinin iflas ettiğini de gözler önüne serdi; zorlanan bir oyunun artık sürdürülemez olduğu anlaşıldı.
Bu süreç, kuzeydoğu Suriye’de ABD ve İsrail destekli SDG yapılanmasının fiilen sonu anlamına gelirken, benzer bir siyasî ve askerî akıbetin Kuzey Irak’taki bölgesel Kürt yönetimi açısından da ihtimal dâhilinde olduğunu göstermektedir.

Irak hattında yeni güvenlik denklemi…

Suriye sahasındaki hareket alanının kısıtlanmasıyla birlikte, bölgesel çatışma dinamiği ve terör lojistiği Irak eksenine kaymaktadır. PKK’nın Suriye’den Irak’a güç kaydırma çabaları, bu sıkışmışlığın somut bir göstergesidir. Ancak mevcut denklemde en kritik değişim, Peşmerge güçlerinin Irak merkezi ordusuna entegrasyon sürecidir.
​Bu askeri ve siyasi merkezileşme, bölgedeki "gri alanları" kapatarak devlet dışı silahlı unsurların barınma zeminini yok etmektedir. Kurumsallaşan bir saha hakimiyeti karşısında terör örgütü için iki ihtimal kalmıştır: Ya içten bir çözülme ile tasfiye olmak ya da dış müdahale ile imha edilmek.
Türkiye’nin bu süreçteki doktrini nettir: Irak’ın iç dinamikleri, terörle mücadeleyi ve tam kontrolü sağlayamadığı takdirde, Türk Devleti, sınır güvenliğini korumak adına operasyonel inisiyatifi bizzat üstlenerek bu tasfiyeyi gerçekleştirecektir.

Vatikan’dan gelen ses neyin nesi?

Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi Başkanı ve Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) lideri Mesut Barzani, İtalya ziyareti kapsamında 21 Ocak 2026 Çarşamba günü İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani ile bir araya geldi. Barzani, temasları çerçevesinde Vatikan Devlet Başkanı Papa XIV. Leo ile de görüştü.
Suriye ve Rojava’daki mevcut savaş ve gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Barzani, görüşmeye dair yaptığı açıklamada, “Papa’dan manevi gücüyle bize destek olmasını talep ettim” ifadelerini kullandı. Ancak başka kaynaklarda, Mesut Barzani’nin Papa XIV. Leo’dan doğrudan “Rojava Kürtlerine destek” talebinde bulunduğu öne sürüldü.
Bu talep, yalnızca insani veya sembolik bir çağrı olarak değil, aynı zamanda Erbil merkezli bölgesel yönetimin, Irak merkezi yönetimine tam entegrasyon konusunda yaşadığı isteksizlikten kaynaklanan bir siyasî ve psikolojik arayışın yansıması olarak da okunabilir.

Kardinal şapkasını Türk’ün sarığına tercih etmek mi?

Barzani’nin Vatikan gibi yüksek sembolik güce sahip bir aktöre yönelmesi, sahadaki askerî ve siyasî dengelerin Kürt lehine olmaktan çıktığını gösteren önemli bir işarettir. ABD’nin Suriye’de SDG/YPG eksenli stratejiden çekilme eğilimi, Şam’ın kuzeydoğuda kontrolü yeniden tesis etme hamleleri ve Arap aşiretlerinin sahadaki ağırlığının artması, yalnızca Suriye’de değil, Irak’ın kuzeyinde de statükoyu sorgulanır hâle getirmiştir.
Bu bağlamda Papa’dan talep edilen “manevi destek”, fiilî bir güç aktarımından ziyade, uluslararası meşruiyet üretme ve yaklaşan jeopolitik daralmaya karşı moral ve diplomatik zemin oluşturma çabası olarak değerlendirilebilir. Erbil yönetiminin, Bağdat’la tam entegrasyondan kaçınma refleksi sürdükçe, bu tür sembolik temasların artması muhtemeldir. Ancak sahadaki güç dengeleri ve bölgesel aktörlerin öncelikleri dikkate alındığında, bu temasların stratejik sonuç üretme kapasitesi oldukça sınırlıdır.

ABD giderken sahaya Türkiye giriyor!..

Amerika Birleşik Devletleri, Irak’taki askerî varlığını önemli ölçüde azaltma sürecine girmiştir. Bu adım, Washington’un daha geniş kapsamlı stratejik yeniden yapılanmasını ve Irak hükümetiyle daha sürdürülebilir, ortaklığa dayalı bir güvenlik mimarisine geçişini yansıtmaktadır. Geçtiğimiz yıl Bağdat ile varılan anlaşma doğrultusunda yürütülen geri çekilme, ağırlıklı olarak IŞİD’le mücadeleye odaklanan ve yirmi yılı aşkın süredir devam eden Amerikan askerî varlığının fiilen sona erdiğine işaret etmektedir.
Irak Savunma Bakanlığı’nın cumartesi günü yaptığı açıklamaya göre, ABD güçleri, Anbar vilayetindeki El-Esad Hava Üssü’nden sessizce çekilme sürecini tamamlamış, böylece ülkenin batısındaki uzun süreli Amerikan askerî mevcudiyeti son bulmuştur. Savunma Bakanlığı, üsse ilişkin sorumluluk devrinin Irak Ordusu Genelkurmay Başkanı Korgeneral Abdul Amir Rashid Yarallah tarafından denetlendiğini bildirmiştir.
Bu gelişme, Washington ve Bağdat arasında Eylül 2024’te imzalanan ve uzun yıllar IŞİD’e karşı bir güvenlik kalkanı işlevi gören ABD liderliğindeki askerî koalisyonun sonlandırılmasını öngören anlaşmanın doğal bir sonucu olarak değerlendirilmiştir. Taraflar başlangıçta sürecin Eylül 2025’e kadar tamamlanmasını hedeflemiş olsa da Suriye’deki gelişmeler nedeniyle yaklaşık 250 ila 350 Amerikalı askerî danışmandan oluşan sınırlı bir unsurun geçici olarak sahada kaldığı belirtilmiştir.
ABD’nin Irak’taki askerî varlığını azaltması, 11 Eylül sonrası şekillenen jeopolitik dönemin kapanışına işaret eden önemli bir kırılma noktasıdır. Bu dönüşüm, yoğun askerî konuşlanmadan daha sınırlı, destekleyici ve danışmanlık temelli bir role geçildiğini; Irak’ın egemenliğine saygı ve karşılıklı ortaklık anlayışının öne çıkarıldığını göstermektedir.
Sürecin ilerleyen aşamalarında öncelik, Irak’ta istikrar ve güvenliğin korunması olurken, değişen bölgesel dinamiklere uyum sağlayabilecek, kalıcı ve dayanıklı bir ABD-Irak ilişkisi inşa edilmesi hedeflenmektedir. Bu stratejik yönelim, küresel askerî müdahalelerin niteliğinin değiştiğini ve karmaşık güvenlik sorunlarının çözümünde diplomatik iş birliğinin giderek daha merkezi bir rol üstlendiğini ortaya koymaktadır.

Avrasya jeopolitğinde Türkiye…

İşte tam bu noktada Türkiye, sıradan bir bölge ülkesi olmaktan çoktan çıkmıştır. Türkiye; köklü devlet geleneği, kesintisiz tarih sürekliliği ve kriz anlarında dağılmak yerine yeniden toparlanmayı başaran güçlü bir millet bilincine sahip ender aktörlerden biridir. Nice imparatorlukların savrulduğu, devletlerin haritadan silindiği dönemlerde ayakta kalabilmiş bir siyasi aklın mirasçısıdır.
Dahası, Türkiye bu mücadelede yalnız değildir. Arkasında, giderek daha fazla farkına varan ve jeopolitik anlamda uyanan Türk dünyası bulunmaktadır. Balkanlar’dan Kafkasya’ya, Orta Asya’dan Mezopotamya havzasına uzanan bu geniş hinterlant, Türkiye’yi yalnızca bir bölgesel güç değil, kriz üreten değil kriz yöneten bir merkez ülke konumuna taşımaktadır.

.

Ömür Çelikdönmez, dikGAZETE.com

омюр челикдёнмез, Дикгазете 

Seçilmiş Kaynakça

https://www.kurdistan24.net/tr/story/888900

https://www.facebook.com/share/p/17QkThs97D/

https://krdnews.org/baskan-barzani-papa-leo-xivten-rojavaya-destek-talep-etti

https://smallwarsjournal.com/2026/01/20/us-forces-withdraw-ain-al-asad-airbase-iraq/

https://www.turkiyetoday.com/region/us-mulls-full-military-withdrawal-from-syria-report-3213389

https://www.wsj.com/world/middle-east/u-s-weighs-complete-military-withdrawal-from-syria-ae3ff68b

https://www.rupelanu.org/baskan-barzani-papadan-rojavadaki-kurtlere-destek-talep-ettik-34070h.htm

https://www.lbcgroup.tv/news/world-news/901415/us-weighs-complete-military-withdrawal-from-syria-wsj-reports/en

https://www.reuters.com/world/middle-east/us-weighs-complete-military-withdrawal-syria-wsj-reports-2026-01-22/
https://www.dikgazete.com/yazi/pentagon-savunma-doktrinini-yeniliyor-merkezde-homeland-defense-var-8629.html

https://www.armytimes.com/news/pentagon-congress/2026/01/20/us-completes-withdrawal-from-al-asad-airbase-iraq-says/

https://www.militarytimes.com/news/pentagon-congress/2026/01/20/us-completes-withdrawal-from-al-asad-airbase-iraq-says/

https://www.anews.com.tr/americas/2026/01/23/trump-administration-weighs-full-withdrawal-of-us-troops-from-syria-report

https://www.evrensel.net/haber/595498/barzani-colani-gorusmesi-kurtler-ve-araplar-arasinda-bir-savasin-cikmamasini-talep-ettik

https://www.defensemagazine.com/article/end-of-an-era-us-troops-begin-historic-withdrawal-from-iraq-what-it-means-for-global-security?

https://english.alarabiya.net/News/middle-east/2026/01/20/us-signals-end-of-military-support-for-syria-s-kurdish-forces-urges-integration

YAZARIN DİĞER YAZILARI